Yusuf Cinal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kime, kimlere güveneceğiz?

Kime, kimlere güveneceğiz?

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili okurlar,
Yeni yıl ile birlikte, “sorunlar çözüleceğine, birbirinden farklı sorunlar, ayağımıza köstek olmaya” başladı!..
ABD Başkan Donald Trump’un emri ve direktifleri ile gerçekleştirilen,” Venezuella baskınıyla yatağından alıkonan ve Amerika’ya götürülen, sokaklarda gezdirilen, mahkemeye çıkarılan Nicolas Madura ve eşi Cilia Flores ile ilgili, dünya genelindeki infialler” sürüyor..
Venezuella Devlet Başkanı Nicolas Madura’ya reva görülenler kadar, eşi Cilia Flores’in, bu baskında bir gözünün morartılması, eşine sahip çıkması sırasında darp edilmesinin yankıları da” devam ediyor..
Büyük tepki çeken, bu hadiselerin Türkiye boyutuna geçmeden, “Amerika’dan yansıyan, bir başka haber de” çok konuşuldu.
Amerika Devlet Başkanı Donald Trump’un göçmen güvenlikçilerinin, “bir Amerika vatandaşı olan, bir kadını tabanca ile öldürmesi, Trump ürküntüsünü”, daha da artırdı..
Gel de, “bu dünya düzeninde, bu seçilmiş dediklerimize” güven bakalım?
Yetkiyi alan, bir başka hale neden bürünür ki?
Ya, yasalar?
Uyulmaları için, yazılmamış mı?
Maalesef, “uluslararası alanda, adı güven unsuru ile öne çıkan, bir devlet adamının olmaması, son derece manidar ve üzücü” değil midir?!

KİME GÜVENECEĞİZ?
Devlet adamları anlayışı mı değişti, biz mi değiştik?
“Bu ortaçağ karanlığına dönüş”, hayra alamet değil..
Kimler, “bu savaş tam, tamlarını” vuranlar?
Bu bağlamda, “Venezuella Devlet Başkanı Nicolas Madura’nın ülkesinden, üstelik yatağından kaçırılmasının sırrı” nedir?
Amerika, “kime, kimlere mesaj” veriyor?
Bu baskın, “sadece Venezuella ile sınırlı mı” kalacak?
Sanmam!
Donald Trump tehditlerinin, şifrelerini çözmek gerek?
Bütün bunların ötesinde, “gelecek adına, güven adına, yaşam adına, kime bel” bağlayacağız, güveneceğiz?
“Fransa Devlet Başkanı Macron’a mı, AB Komisyon Başkanı Ursula Von Der Leyen’e mi, Rusya Federasyonu Başkanı Vlademir Putin’e mi, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping mi, Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Yong’a mı, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya mı, adını sanını burada zikredemediklerimizden..”, hangisine güvenmeliyiz?
Yer yüzünü, “atom bombaları ile donatanların insafına kalmışsak” vay halimize?
Demek ki, iş başa düşüyor!
Şu dost dediklerimizin, “başımıza ördüğü çoraba” bakınız!?
Dünyayı daha yaşanır kılmak varken, şu gelişmelere, ne demeli?

CAN SİMİDİ CANTALARI?
Avrupa Birliği(AB) ülkelerinde, “olası bir savaş için vatandaşlarını bilgilendiren ve bir haftalık can simidi tedarik çantaları hazırlamalarını ve en yakın sığınaklar hakkında bilgi sahibi olmalarını ve bu zor günlerde başlarının çaresine bakmalarını isteyen yöneticilere”, ne demeli?
Şu,“Corona Virüsü günlerinde yaşadıklarımızdan, daha beter günler mi” kapımızda?
Allah korusun!
Bir Atom bombasının, “Joponya Nagazaki’de nelere mal olduğunu” bilmeyenimiz mi var?
Şimdi, “buradan ülkemize gelecek olursak, rezillikler karşısında, ne düşündüğünüzü” merak ediyorum?
“Milyonlarca oy alarak, İstanbul gibi mega kentin Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun, bir sabah yatağından alıkonmasını ve Silivri zindanlarına atılmasına” ne dersiniz?
Ya, “ardından iltisaklı adedilen diğer belediye başkanlarının, aynı operasyona tabi tutulması, bir ahtapot yapılanması benzetmesi ile haklarında dava açılması, suç örgütü iddiası ile dava açılması, iddianameler düzenlenmesi”; düşündürücü değil mi?
Yerlerine kayyum atanmasının izahı, ne ola ki?
Bu, bir siyasal hesaplaşma mı?
Bu bir iktidar kavgası mı?
He dersiniz?
Yoksa, “gerçekten bir yolsuzluk şebekesi mi”, söz konusu?
Değilse, “79 Defa düzenlenen karşı, millet iradesine sahip çıkıyor eylemlerine” ne oluyor?
Umursamayalım mı?

HAFIZALARA KAZINAN REPLİKLER?
Bakınız, sanal ortamı sallayan replikler hakkında bir bilginiz var mı??
– İnsan kaçakçısı subay,– Altın kaçakçısı milletvekili,– Yeni doğan bebekleri öldüren doktor,– Sahte diploması olan profesör,– Seçmenini satan belediye başkanı,– Vergi kaçıran bakan,– Yoksullara yardım eden, kahraman mafya babası,– Azmettirici milletvekilleri,– Kendi bakanlığını soyan bakan,– Adliye de uyuşturucu partisi yapan hakim,– Sürekli kumpas kurulan, dolandırılan halk,– Devletin Bankasını dolandıran genel müdür,– Seçmenini satan parti genel başkanları, milletvekilleri,– Üç kuruş için, yalan haber yapan gazeteciler,-Memleketi, haraca bağlayan müteahhitler,– Suçsuz insanları cezaevlerine atan vicdansız itirafçı, odun, meşe, ilke, kitap, kalem..?”
Bunlar, inanın sanal alemde dolaşan paylaşımlar..
Sıkılmadınız değil mi?

BU BAŞLANGIÇ YA?
Bugün “Çalışan Gazeteciler Günü”, bir empati yaparak, bizimle ilgili repliği de yukarıya aldım..
Sağ olsunlar, “Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sezai Matur, Sakarya Gazeteciler Birliği Başkanı Müjdat Çetin, RATED Başkanı Remzi Adıyaman, Adapazarı Gazeteciler Derneği Başkanı Mustafa Gümüşel bir araya gelerek, ortak kutlama konusunda” anlaşmışlar..
Bu başlangıç ya, ne güzellik, tebrik ederiz..
Kim demiş,” Adapazarı’nda üç kişi, bir araya gelmez” diye?

Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun!
Yusuf Cinal yazıyor, 10 Ocak 2026

Kime, kimlere güveneceğiz?