Yusuf Cinal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Avrupa’ya Türk Göçünün 61 Yılı anısına!

Avrupa’ya Türk Göçünün 61 Yılı anısına!

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de olduğu kadar, Belçika’da da ” Emirdağ”kelimesi akla geldi mi, hemen “1974 Yılı ve haşhaş ekim alanlarının sınırlandırılması ile birlikte Avrupa’ya başlayan iş göçü” hatırlanır..
1974 Yılı Türkiye’nin zor yıllarıdır.. Alınteri ile olduğu kadar çalıştığının karşılığını almak ve aile geçimini sağlamak, ev, bark, tarla, traktör sahibi olmak güçtür.. Hele köyde yaşayanlar için, bütün bunlar hayalden öte değildir..
Tarım sektöründe ekip, biçmek, üretmek ve ürettiğini alınteri karşılığında satmak ta ,o kadar kolay değil.. Düzen bu ya, böyle gelmiş, böyle gidiyor!..
Öyle ya, elden fayda yok, dillerde o türkü,” Harmana sererler sarı samanı, hiç gitmiyor Emirdağ’ın dumanı” diyerek, bir çift öküzeün peşinde,”hu” demek var.. Ya da traktörün kontağını çevirip, tarlaya inmek, arpa, buğday, pancar, patates ekmek gündelik işlerden..
Yine dillerde,” Arpa,buğday daneler,yıkılsın viranelere” türküsüdür..

GÖÇ BAŞLIYOR
Türkiye’de “Karaoğlan” rüzgarlarının estiği günler.. Amerika’nın dayatması ile haşhaş ekim alanları sınırlandırılır, haşhaş ekimi durdurulur.. İyi ya, “geçimlerini haşhaş ekerek yapanlar, haşhaş ekmeği ile büyüyenler, haşhaşlı ekmek ile bir bakraç yoğurda kaşık çalanların geleceği” ne olacak?
Siyaset, girişimleri ile bu duruma bir çözüm bulmuştu. “Afyon ve yöresindeki işsiz kalan çiftçiler, artık Avrupa ülkelerine çalışmak için” gidebileceklerdi..
Bu karar gereğince, “çiftini, çubuğunu, çoban kepeneğini, köpeğini,kuzulu koyunlarını, değneğini bırakıp”, Avrupa’nın yolunu tuttu.
Ayrılıklar başladı.. Ama ne ayrılıklar, sevdalar salıda, sevgililer gurbete çıktı.. “Şapkalar fırlatıldı, takım elbiseler giyildi kravatlar takıldı ve bavullar ele alındı” ver elini gurbet..

Sarı saçlarını deli gönlüme,Bağlamışım çözülmüyor Mihriban, ..Ayrılıktan zor belleme ölümü, ölümü ..
Görmeyince sezilmiyor Mihriban..
EN ÇOK TERCİH EDİLEN ÜLKE?
İşte,1974 Yılında başlayan bu göçün hikayesi ,yazmakla biter mi? Ne şairler, ne ozanlar bu göç ile ilgili şiirler yazdı, ne? Avrupa ülkeleri içinde en çok tercih edilen ülke “Belçika” oldu. “Hollanda, Fransa ve Almanya ile diğer ülkelere de gidenler” çoktu..
Ama, varsa, yoksa Belçika!
“Kimi trene, kimi otobüse, kimi de kendi özel aracı ile Belçika’nın yolunu” tuttu. İnanmayacaksınız, “Edirne’den, yaya olarak taa Brüksel’e gelenler” bile vardı..
Hey,ne günler,ne?

EMİRDAĞ’I BRÜKSEL’E TAŞIDILAR

Brüksel’e bir şekilde ulaşanların adresi Gare du Midi( Güney Tren Garı) oldu. Bu adrese gelenler hemşeri odalarında konuk edildiler..İş buldular ve sonra Brüksel’in Gare du Nord(Kuzey Tren Garı) çevresindeki evleri kiralayarak buraları mesken tuttular..
“Emirdağ ” çok gerilerde kalmıştı ya, Emirdağlı vatandaşlarımız, “Emirdağ’ın lezzetlerini, anlayışlarını, türkülerini ve esnafını da Brüksel’e” taşıdı..
“Emirdağ ” adlı kahvehaneleri, camileri, marketleri, işyerleri ve futbol takımları oldu..

YILLAR GEÇTİ SİYASETE ATILDILAR
Yıllar, yılları kovaladı.. 2000’li Yıllarda Belçika siyasetinde, yabancılara seçme ve seçilme hakkı verildi. İşte o zaman siyaset için hazırlıksız olan vatandaşlarımız, “seçim havuzuna” iittiler. İşte o yıllar seçime girenler arasında yer alan ve bugün “İçimizden Biri” köşesine konuk edineceğimiz ” dünün Emirdağlısı, bugünü Brüksellisi Halis Kökten’in ilginç bir yaşamı olduğunu” sizlerle paylaşmak isteriz.
Bugün 58 Yaşına merdiven dayamış, evli 4 Evlat babası ve 7 Torun sahibi olan Halis Kökten, sivil örgütlerde görev aldı, din dersi öğretmenliği yaptı ve nihayet 2014 Yılında Brüksel Bölge milletvekili olma hakkını, “güya 10 oyla kaybettiği” açıklandı. Halis Kökten bu durumu” milletvekilliğini elimden aldılar.. Şaka gibi.. 7 Bin 500 oy iptal edilmiş..” diye tanımlar.. Yani, “on oyu geçersiz sayılan Halis Kökten’in, kaç oyu geçersiz sayıldı”, iyi bilmek gerekir..
Elbette, bu yılların tarihi yansımaları da olacaktır.

AKTİF SİYASET İÇİNDE BİR YAŞAM
Halkın dertleri ile dertlenen, her vatandaşın yanında yer alan, onların sorunlarına çözüm noktasında koşturan Halis Kökten, aynı zamanda siyasete kazandırdığı isimlerle de gündeme sıkça geldi. Belçika siyaseti içinde yer alan duayen siyasetçiler ile kurduğu diyalogları, hala başaran yoktur. Bu bakımdan, “siyasetin çilesini çeken Halis Kökten, bu bakımdan kendi sevenlerine bile sitem etmekten geri durmamış, kendisine oy atmayanlara göndermelerde” bulunmuştur..
Halis Kökten’i böyle, kısa bir yazı ile tanıtmak, anlatmak mümkün değildir.. Onun yaşamı kitaplara konu olur..
Hani derler ya,” hayatımı yazsam roman olur” türünden bir yaşam..
Sevgili, saygıdeğer Halis Kökten, yine “Köpek ciğer parem dayanamadı yazdım” diyerek, bana bir yazı gönderdi..
Siyaset bu ya, Belçika’da da aynı, Amerika’da da, Türkiye’de de!?


60 YIL ÖNCE!
Hikayeyi, bugünün gençleri nereden bilecekler.. Biz anlatmazsak, sen yazmazsan, o yazmazsa, gerçekler unutulur gider!..
60 Yıl evvel bizlere yalvardılar, gelin sizlere göre bizde iş çok dediler..
“Trenler ile uçaklar ile buralara getirdiler bizleri..
Kimimiz maden ocaklarında, kimimiz fabrikalarda, kimimiz bağda, bahçede, inşaatlarda ve temizlik sektöründe iş bulduk..
İş, aş bulmanın sevinci ile Belçika’ya alışmaya başladık.. Hor görmeleri, başa kakmaları umursamadık.. Yapmacık sevgilere sabır gösterip, üç, beş kuruş biriktirmek ve geri dönmek için günleri saydık..

VİRAN EVLER ŞENLENDİ
Haritada Belçika’nın, hatta başkent Brüksel’in yerini bile bulamayacaklar olarak buralara geldik.. Bu yaban ellerde çile ve hasret günleri başladı.. Geri dönsen beş parasız nereye, dönmesen ise, seni bekleyen bin bir zorluklara katlanmalıydı, büyüklerimiz..
Ne dil, ne yol bilen ve üstelik bir mesleği olmayan, kazma kürek gücü ile iş tutanlar, “ikinci sınıf “olarak görülüyorlardı.. Hatta o yıllar televizyon dizilerinden esinlenerek, bizimkilere “Kunta-Kinde”(Köleler) diyenler bile vardı..
Uzatmayalım, Belçikalıların terk ettiği, fare yuvası, mezbelelik viran evlere yerleştik.. Oraları temizleyerek, tamir ederek şenlendirdik..
Ama, yavaş, yavaş hareketlenen, cıvıl, cıvıl bir yaşam belirtileri olan buraları gözetlemeye, denetlemeye başladılar.”
Uzun bir hikaye ya, ders alınacak, bin bin dersler çıkarılacak tespitler, yaşanmışlıklar bunlar..
Müsada ederseniz, Halis Kökten ile ilgili yazımın devamını,Perşembe günü sizlerle paylaşalım..
Yusuf Cinal yazıyor, 6 Nisan 2026

Avrupa’ya Türk Göçünün 61 Yılı anısına!
+ -