Yusuf Cinal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tartışmaların tarafı olmak?

Tartışmaların tarafı olmak?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili okurlar,
Çevremizde olup, bitenleri mercek altına aldığımızda, “ne kadar da ayrıştırıldığımızı, kutuplaştırıldığımızı, kin ve öfke denizinde yüzdüğümüzü görmek, anlamak”, 
o kadar zor değil!..Ne üzücü değil mi?
Ne acı değil mi?
Neyi pay edemiyoruz ki?
“Ayrışmanın, kutuplaşmanın nedenlerini”, hepimiz bilmiyor muyuz?
Bilinmez mi?
Buna rağmen, “inatta ta inat etmek”, ne demektir?

“Size inat kanal projesini gerçekleştireceğiz” öyle mi?
Öyle ya, bu proje, iktidarın söylemi ile “İstanbul boğazını özgürleştirme, kazalardan kurtarma, rahatlatma” adım mıdır?
İşte, “ayrışma” burada başlıyor!
Bir kesim, iktidarın peşinde?
Yani, dediğimiz dedik!
Çaldığımız düdük?
Biz biliriz, biz yaparız!
Herkes itaat edecek, kabul edecek?
Bu işler, ne güzel işler?

TARTIŞMANIN TARAFI OLMAK?
Bir kesim ise, “gereksiz, boğazın yasal statüsüne aykırı, üstelik, bu bir rant projesidir..İstanbul’un yanında bir İstanbul daha oluşturmak, ne kadar doğru, doğal çevrenin dengesi alt-üst olacak, su kaynaklarımız, tarım arazilerimiz yok olacak, burada yeni bir imtiyazlı sınıf iskan edilecek.. “diye, karşı görüşteler..
Bunlar, bugüne kadar yaşanılanlar..

Bu tartışmanın iki cephesi var..
Elbette, “bir tarafta iktidar”, projede inat ediyor..
Diğer tarafta ise, “muhalif kesim”, projeye karşı ayak diretiyor..
Bu konuda, “emekli askerlerin bir bildirisi de”, söz konusu oldu..
Sonra, neler olduğuna, hep birlikte şahit olduk..
“Karadeniz’in statüsü gereği, askerlerin hassasiyet bildirisinin haklılığı”, bizzat yaşanılarak görüldü..
Yaşanılan,” Ukrayna-Rusya Federasyonu savaşı da, gösterdi ki, İstanbul boğazına, ikinci bir alternatif su yolu açmak”, yeni sorunların da beraberinde gelmesi demekti..

RANT KANALI MI?
Velhasıl, yeni İstanbul Boğazı bölgesinde, arsalar kapış, kapış satıldı..
Bu konuda, ” bazı Arap ülkelerinde reklamlar” bile yayımlandı..
Bölgenin pazarlanması için, ne gerekiyorsa yapıldı..
Sonuç mu?
Konu, bir türlü gündemden gitmedi?
“Tartışma, inatlaşma” sürüp gidiyor!
“Kim haklı, kim haksız noktasında”, ne söyleyebiliriz ki?
Arzu edilen, “keşke iktidar ile muhalefet, ülke geleceği, insanımızın yarınları için bir masada oturup, birlikte karar verip”, bir noktada uzlaşsalardı?
Olmadı, bir araya gelemediler?
Demem o ki, “istişarede bile”, bir araya gelemedik!
Konu etrafında, insanımızda ayrıştırıldı!..
Ve “ülkemizin katmerleşmiş bir sorunu”, daha oldu!

Haydi, çöz Mustafa Ali?

FİTNE, FESAT KAZANI?
Buradan, şuraya gelmek istiyorum?

Trabzon’da oynanan, “Trabzonspor-Fenerbahçe maçı ile ilgili olarak ta”, ikiye bölünmedik mi?
Gerçekten, “kim haklı noktasında”, herkes bir şey söylüyor!
Durum, “Fenerbahçe, Trabzonspor rekabetinin”, ötesine geçti..
Son maçı ve çıkan olayları, canlı, canlı televizyonlardan izledik..
Elbette, “maçın öncesi ve bu noktaya gelişin”, bir hikayesi var?!
“Ayrışma da ve ötekileştirilmede”, vallahi bir nazar boncuğumuz eksik!
Bu durum, çok tartışılsa da, ülkenin buraya geliş fotoğrafıdır!
“Bu ayrışma, bu ötekileştirme, bu kin ve öfke kazanının altına”, odun atmayan mı kaldı?
Fitne, fesat kazanı kaynıyor, he mi de fokur, fokur!..
İyi ki kazanı devirmediler, Allah korusun altında kalanlara yazık olmaz mıydı?

SANAT TEKME ATANA, SEN GOL AT!
Şöyle sanal ortama bir girmeniz yeter!
“Ne saçmalıklar, ne söylemler”, gel de çık işin içinden?
Spor adamları, yazarlar, çizerler, bilim insanları, sanatçılar, taraf olanlar, olmayanlar, futbolu bilenler, bilmeyenler, başkanlar, siyasiler, yöneticiler, taraftarlar “meydanda!
Ne büyük dertleri varmış?
Allah selamet versin!
Oysa, sporla ilgili ne kadar çok güzel sözümüz ve nasihatlerimiz var..
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk,” Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” diyerek, “sporculara, yöneticileri, her kesime anlamlı bir mesajı, miras” bırakmadı mı?
Peki, bizim gençliğimizde de, kulaklarımıza küpe idi?
“Sana tekme atana, sen gol at!”

HEPİMİZ KARDEŞİZ!
Öyleyse, buraya nasıl geldik?
“Bu fitne ve fesat kazanı altına kimler odun attı ki, toplumu yangın yerine çevirdik, ayrıştırdık, böldük, parçaladık?”
Hani, hepimiz kardeştik?
Tasada, kıvançta, iri, diri, bir idik?
Sevgi ve saygı sembolüydük?
Lütfen itidal, lütfen empati?
Kimse kusura bakmasın, bu yolda kimse sudan çıkmış ak kaşık değil!
Ne olur, sevgi, saygı ve centilmenlik için kenetlenelim!
Ülkenin geldiği bu noktada, buna şiddetle ihtiyacımız var!..
Sonuçta, bu ülke bizim, hepimiz kardeşiz!
Yusuf Cinal yazıyor, 22 Mart 2024

Tartışmaların tarafı olmak?
Yorum Yap