1. Haberler
  2. Kültür&Sanat
  3. Elma Şekerli Atatürkçüler ve Saraya Doğru Tek Kişilik ordu?

Elma Şekerli Atatürkçüler ve Saraya Doğru Tek Kişilik ordu?

featured
Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

19 Mayıs geliyor.
Yani yine hep birlikte büyük mücadele gününü kutlayacağız.

Nasıl mı?

Instagram hikâyesine siyah-beyaz Atatürk fotoğrafı koyarak.
Altına da:
“Bütün ümidim gençliktedir 🇹🇷”
Yeterlidir.

Çünkü bu ülkede artık mücadele, filtresiz fotoğraf paylaşmak kadar risklidir.

Eskiden Samsun’a çıkılırdı.
Şimdi X’te TT’ye çıkılıyor.

Eskiden işgal orduları vardı.
Şimdi “aman provokasyon olmasın” cümlesi var.

Eskiden Kuvayı Milliye vardı.
Şimdi brunch sonrası cumhuriyet paneli.

Ve elbette her millî bayramın vazgeçilmezleri:
dev Atatürk posterleri, bluetooth hoparlörden 10. Yıl Marşı ve üç günlük devrimcilik.

Sonra çarşamba mesaisi.

Memlekette hukuk gitmiş, egemenlik gitmiş, anayasa delinmiş, devlet tek kişinin iradesine bağlanmış…
Ama bizim en büyük direnişimiz:
arabalara bayrak takıp korna çalmak.

Çünkü Türkiye’de muhalefetin önemli bir kısmı için Atatürk, bir eylem çağrısı değil; nostaljik bir dekorasyon ürünüdür.

Rahatsız etmeyen bir Atatürk sevgisi makbuldür.
Terletmeyen, risk doğurmayan, polis bariyerine değmeyen bir cumhuriyetçilik.

Öyle ki bazıları için en büyük devrim:
“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” deyip AVM’ye geçmektir.

Tam bu sırada bir avukat çıkıyor.

Diyor ki:
“Egemenlik milletinse, Saray niye dokunulmaz?”

İşte bütün konfor burada bozuluyor.

Çünkü mesele Atatürk’ü anmak değil artık.
Mesele gerçekten cümleyi tamamlamak:

“Egemenlik kayıtsız şartsız…”

Orada herkesin sesi biraz düşüyor.

Çünkü devamı miting kürsüsünde güzel duruyor ama fiiliyatta bedel istiyor.

Bir anda ekran Atatürkçüleriyle gerçek siyasal risk arasındaki mesafe ortaya çıkıyor.

Bazıları yürüyüşü “marjinal” buluyor.
Bazıları “zamansız” diyor.
Bazıları “stratejik değil” diyor.
Bazıları da klasik cümleyi kuruyor:

“Toplum hazır değil.”

Bu ülkede toplum hiçbir şeye hazır bulunmadı zaten.
Samsun’a çıkılırken de kamuoyu araştırması yoktu.

Ama bugünün konforlu cumhuriyetçiliği mücadeleyi değil, sembol yönetimini seviyor.

Anıtkabir’e gitmek serbest.
Saray’a yürümek aşırılık.

Çelenk bırakmak normal.
Egemenliği geri istemek radikal.

Demek ki bazıları için mesele gerçekten cumhuriyet değilmiş;
cumhuriyet hissiymiş.

Tören gibi muhalefet.

Bandolu itiraz.

Riski alınmamış devrim nostaljisi.

Bu yüzden memlekette en yaygın ideoloji:
kolay elma şekerli Atatürkçülük.

Dışı kırmızı beyaz.
İçi bol şeker, sıfır cesaret.

Ve belki de bu yüzden, kalabalıkların binlerce sloganından daha gerçek bir şey var bugün:

Tek başına yürümeyi göze alan bir insan.

Çünkü bazen memleketlerin kaderini çoğunluk değil;
çoğunluğun sustuğu yerde yürümeye devam eden birkaç kişi değiştirir.

Ve şimdi o meşhur soru geliyor:
“Herkes konuşuyor da kim yürüyecek?”

19 Mayıs 2026 Salı günü saat 13:00’te Anıtkabir’de bayrağın altında buluşup, saat 14:00’te Tandoğan Meydanı’ndan Saray’a doğru yürümeyi çağıran Avukat Muhammed Aybars Akdoğan, en azından ekran başından ahkâm kesmek yerine bedel ve sorumluluk almayı tercih ediyor.

Katılır ya da katılmazsınız; ama memlekette herkesin susmayı, beklemeyi ve birbirine bakmayı seçtiği bir dönemde bir kişinin çıkıp “egemenlik gerçekten milletinse bunu fiilen göstermek gerekir” demesi bile başlı başına siyasi bir kırılmadır. Çünkü tarih, güvenli mesafeden yorum yapanları değil; risk alıp yürüyenleri hatırlar.

Çünkü bu ülkede iktidarın en büyük gücü polisi, medyası ya da sarayları değil; korkakların topluma bulaştırdığı korkudur. Herkes birbirine “aman bir şey olmasın”, “aman sıra bize gelmesin”, “aman düzen bozulmasın” dedikçe; düzen zaten çoktan halkın aleyhine kurulmuş oluyor.

Oysa bazen memleketlerin kaderi, korkunun normalleşmesini reddeden insanların attığı birkaç adımla değişir.

Bugün çözüm; sürekli konuşmakta, tweet atmakta ya da kontrollü öfke gösterilerinde ve şehir şehir dolaşıp miting yaparak milletin gazını almakta değil; millet egemenliğinin gasp edildiği yere doğru yürümektedir.
Çözüm, Saray’a yürümektir.
Sefa Yürükel/Antropolog, Araştırmacı

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Elma Şekerli Atatürkçüler ve Saraya Doğru Tek Kişilik ordu?

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.