1. Haberler
  2. Avrupa
  3. Göbbels’in günlüklerinde Atatürk

Göbbels’in günlüklerinde Atatürk

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gazeteci Ahmet Özay “Hitler döneminin Propaganda Bakanı Joseph Göbbels’in 20 yılda kullanıma sunulan günlükleri 20. yüzyıl tarihine ışık tutmakla kalmıyor, Atatürk dönemi dış politikasını aydınlatan bir kaynak olarak arşivlerde yerini alıyor” diyor..

Mustafa Kemal Atatürk’ün siyaset felsefesi hakkında şüphesiz bir çok bilimsel çalışma yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşının ardından 80 yıla yakın bir zaman geçti. Geçen süre zarfında bir çok belgenin üzerindeki hukuki ‘gizlilik’ örtüsü yeni yeni kaldırılabildi. Son dönemde yurt dışında Atatürk’ün siyasi varlığını yeniden tanımlama gayretin temelinde Atatürk’ü Ermeni isyanları ile ilişkilendirme çabası da yatmakta. Mustafa Kemal Paşa’yı yaşı ve siyasi konumu itibarıyla 1915 olayları ile irtibatlandırmak mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Cumhur Reisi, Mustafa Kemal Atatürk’ü ‘Nazi Diktatörlüğü’ ile ilişkilendirme alternatifi devreye sokulmaktadır. Atatürk’ün askeri mazisi üzerinden masa başında kurgulanan sözde ‘tarihsel zincir’ cumhuriyeti hedef alan iftiralara da zemin hazırlamaktadır. Avrupa kaynaklı tarihsel süreci tahrif girişimleri ülkemizi tarih revizyonizmi bağlamında ikiye bölen tartışmaların da ana kaynağıdır.

YİRMİ YIL SÜRDÜ
Almanya’nın Mustafa Kemal Atatürk’e yaklaşımını ortaya koyan önemli kaynaklardan birisi Joseph Göbbels’in hatıralarıdır. Atatürk, Hitler’in 1933 yılında iktidara gelmesinden, öldüğü 1938 yılına kadar, 5 yılı aşkın bir süre Naziler ile aynı dönemde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştır. Atatürk’ün tarihsel konumunu anlamada Nazi liderlerinin Atatürk’e yaklaşımları turnusol kağıdı hükmündedir. Zira, Atatürk Nazi Almanya’sı ile ikili ilişkiler geliştirmek açısından yeterli fırsata sahipti. Buna rağmen Türkiye – Almanya ilişkileri oldukça alt seviyede bir yoğunluktadır. Propaganda Bakanı Joseph Göbbels’in günlükleri 33 ciltten oluşmaktadır. 1923 yılından itibaren kaydedilen günlükler, el yazısı ile kaleme alınmış, 6 bin sayfa ve dikte ettirilmiş 50 bin daktilo sayfası, toplam 56 bin sayfadır. Hatıralar Rusya’da 1992’de keşfedilmiş Almanya’da yayınlanmıştır. Arşivlerine kullanıma sunulma süreci 20 yıl sürdüğü için, hatıraların Atatürk’e ilişkin bölümleri kamuoyuna bu çalışmayla yansımaktadır.

ASKER VE LİDER
Göbbels’in günlüklerinde Atatürk ismi 1934 ila 1939 yılları arasında olmak kaydıyla toplam 12 kez geçer. Buna karşın dönemin siyasi liderlerine, günlüklerde Hitler 3 bin 886, Churchill bin 138, Roosvelt 913, Mussolini 823, De Gaulle 137, Romanya Lideri Ion Antenescu’ya 140 kez yer verilir. Sınırlı sayıda Türkiye ziyaretlerinde genel müdür veya vali düzeyinde protokol tarafından karşılanırlar. Günlüklerde Atatürk’ün isminin geçtiği ilk kayıt 28 Kasım 1934 tarihlidir. Nasyonal Sosyalistler iktidara geleli 20 aylık bir süreç geride bırakılmıştır. Alman yazar Hanns Froembgen ‘‘Kemal Atatürk – Asker ve Lider’’ isimli bir kitap kaleme alır. Kitap aynı dönemde İngilizce’ye de çevrilir Amerika’da da yayınlanarak büyük bir yankı uyandır. 11 Haziran 1937 tarihinde Göbbels kitabı okumaya başlar. 27 Haziran 1937 tarihinde Parti Kongresine giderken yaptığı uçak seyahati esnasında bitirir. Günlüklerine ‘‘Öğleden sonra 5’de Gelsenkirchen’e Gautag’a hareket ettim. Güzel bir uçuştu. Yolda Atatürk ile ilgili Hanns Froembgen’in kitabını okumayı bitirdim. Gurur duyulacak bir kahramanın hayatı. Oldukça takdire şayan. Mutlu oldum’’ notunu düşer.

ANKARA’DA İKİ NAZİ
Birkaç ay sonra Hitler Ankara’ya Nazi Almanya’sı Gençlik Lideri Baldur von Schriach’ı gönderir. Von Schriach, Kudüs üzerinden özel bir uçak ile 9 Aralık 1937 günü Ankara’ya gelir. Havalimanında Marif Vekaleti Müsteşarı ve Dışişleri Bakanlığı Daire Başkan Yardımcısı tarafından karşılanır. Onuruna Maarif Vekili Safet Arıkan yemek verir. Baldur von Schriach aynı gün saat 18.00’de Atatürk tarafından kabul edilir. Bu ziyaret Göbbels’in günlüklerine ‘‘Schirach Kemal Atatürk tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Führer, Türkiye’nin bizimle yeniden iyi ilişki içinde olduğuna inanıyor. Ben de aynı fikirdeyim …’’ ifadeleri ile yansır. Günlükte yer alan ‘yeniden’ ifadesi Atatürk dönemi Türkiye’si ile Nazi Almanya’sı arasında bir soğukluk olduğunun açık bir vurgusudur.

ATATÜRK’ÜN RAHATSIZLIĞI
Nazi’ler iktidara geleli beş yıl olmuştur. Atatürk bu zaman zarfında günlüklerde asla yer almaz. Şahsına ilk kez 19 Ekim 1938 günü hastalığı nedeniyle yer verilir. Hastalıkla eş zamanlı yaşanan savaş kaygısı ile birlikte ‘‘Öğleden sonra umutsuzluk içinde Berlin’e döndüm. Japonya Kanton’a karşı büyük bir saldırıya hazırlanıyor. Durum ciddileşiyorlar. Atatürk’ün çok hasta olduğu söyleniyor. Onun ölümü, yeri doldurulamaz bir kayıp. Bunun dışında siyasette işler oldukça sakin. Her şey tatilde’’1 sözleri kayda geçer. Atatürk’ün rahatsızlığı hayati önem kazandıkça da kayıtlar da sıklaşır. Göbbels her ne kadar Atatürk’ü ‘büyük bir devlet adamı’ olarak görse de, ona karşı husumet duygusu taşıyan ifadeler kullanmaya özen gösterir; ‘‘Atatürk’ün hastalığı çok ciddi. Ancak, çok güçlü tabiatı şimdilik sonunun gecikmesine yardımcı oluyor‚‚2 Göbbels, Atatürk’ün vefatından tam bir hafta önce ise ‘‘Atatürk’ün hastalığının tedavisi mümkün değil. Sağlığıyla aşırı oynayarak tüketti. Sonu yaklaşıyor. Yerine kimin geleceğine dair kesin bir bilgi yok‚‚ satırlarını kaleme alır.

ÖLÜMÜ KAYIP DEĞİL
Son dönemde İsrailli Türkolog Stefan Ihring3 örneğinde olduğu gibi yazarlar Atatürk’ü Nazi Almanya’sına eklemlemeye çalışırlar. Lakin, Nazi Almanya’sının sözcüsü konumundaki Josef Göbbels bu hususu istismarına imkan tanımayan bir hatırat geride bırakmıştır. Almanya’nın Atatürk’e bakışını Nazi partisinin şef ideoloğu Göbbels ‘‘Kemal Atatürk öldü. Büyük bir insan yitirildi. Kendi tiryakiliğinden dolayı. Ama ölümünün bizim için bir kayıp olduğuna inanmıyorum. Böylece Türkiye öndersiz kaldı… ‚‚ 4 sözleri ile açıklıkla ortaya koyar. Nazilerden uzak durmayı ülke politikasına dönüştüren Atatürk’ün vefatı, Almanya için bir kayıp olmamıştır. Lakin, Atatürk Türkiye’sinin Nazi Almanya’sından uzak durması Türkiye için bir kazanımdır. Göbbels İnönü’nün Cumhurbaşkanı olmasıyla Nazi Diktatörlüğü İsmet Paşa’nın seçilmesini bir fırsata çevirebilme umuduna kapılmıştır. İnönü Türkiye’si Nazi Almanya’sı ile işbirliği yapmamış olsa da bugün bile toplum kesimlerinde etkisini sürdüren farklı bir süreç başlamıştır. Nazi kültü ve Mussolini İtalya’sının izlerini taşıyan bu dönem siyaset adamlarının uygulamalarından dolayı Atatürk dönemi üzerine haksız iddiaların ortaya atılmasına vesile olmuştur.

NAZİLERE MEYDAN OKUMA
Atatürk Naziler iktidara gelir gelmez, Nazi Almanya’sının takibinde olan Alman bilim adamlarını Türkiye’ye davet eder, kamu kuruluşlarında görevler verir. Hitler’in sağ kolu Propaganda Bakanı Goebbels, 7 Nisan 1933 tarihinde bir yasa çıkartır. Yahudilerin bilim kuruluşlarında görev yapmalarını yasaklar. Hitler, Türkiye’in Alman bilim adamlarına olan ilgisinden rahatsızdır. Alman Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Herbert Scurla, 1939 yılında Türkiye’yi ziyaret eder. Maarif Vekili Hasan Ali Yücel ile görüşür. Dünyaca ünlü 80 dolayında bilim adamlarından üçü Alfred Kantorowicz, Friedrich Dessaur ve Gerhar Kessler Nazilerin bizzat takibi altındadır.5 Buna rağmen Atatürk Türkiye’si Hitler’e boyun eğmez. Berlin Büyükelçiliğinin diplomatik girişimleri ile bu bilim adamları Türkiye’ye getirilirler.

İSMET PAŞA FAKTÖRÜ

Atatürk’ün vefatının üzerinden henüz iki gün geçmiştir. Ankara’da yeni bir dönem başlar. Bugün bile tartışılmakta olan bir dönem. Türkiye’deki insanlara ‘‘Atatürk Türkiye’si’’ olarak sunulan, 1940’lı yılların İnönü Türkiye’sini tanımlayan değerlendirmeler Göbbels’in hatıralarında ‘‘Atatürk’ün yerine İsmet İnönü seçildi. Mustafa Kemal Paşa için söyleyemesem de, o bize yakındır‚‚6 sözleri ile yankı bulur. Nazilerin İsmet İnönü’ye sempati içeren ifadeleri, ‘Gazi’ olarak nitelendirdikleri Atatürk’e olan husumetleri ile eş zamanlı olarak günlüklere yansır. Alman Propaganda Bakanı Göbbels savaş öncesinde Akdeniz’de bir keşif turuna çıkar. Atatürk vefat edeli beş ay olmuştur. Rodos Adası üzerinden 12 Nisan 1939 günü, üç günlük İstanbul ziyareti yapar.

GÖBBELS İSTANBUL’DA
Kendi ifadesi ile ‘çok içten’ karşılanır. Pera Palas Otelinde kalır. Ancak, İstanbul’da kendisini İstanbul Vali Muavini ve Yeşilköy Tayyare Kumandanı karşılar. İzlenimlerini ‘‘İstanbul çok modern bir şehir. Hiçbir yerle mukayese edilmez. Boğaz’dayız. Alman askeri mezarlığı. Karşıda Asya. Burada Birinci Dünya Savaşından Alman askerleri yatıyor. Bir zamanlar Almanya ne kadar büyüktü’’ diye kaleme döker. Lakin, Göbbels Atatürk hayattayken kendisi ile görüşemediği gibi İnönü ile de yüz yüze gelemez. Göbbel İstanbul’dan oldukça etkilenir ‘‘İstanbul en güzel güneş ışıltısının altında. Büyüleyici bir ortam. Ayasofya’dayız. Emsalsiz bir yapı. Kilise değil artık ama böylesi daha güzel. Her şey bir masal gibi. Müzede Büyük İskender’in lahtini de gördüm. Bunun için bile buraya gelmeye değer’’ der. İstanbul ziyaretinde Dolmabahçe’yi de ziyaret eder ‘‘Burası Atatürk’ün öldüğü yer. O büyük bir adamdı. Onun etkisini hala her yerde hissedebilirsiniz. Öğle güneşinde deniz manzarası çok güzel’’ cümlelerini günlüğüne taşır. Türk basınını hedef alan bir de tehditte bulunur ‘‘Alman yurttaşlarımızla Teutonia’da yemek yedik. Çok şey duyduk. Türkiye basını bazen çok düşmanca davranıyor. Berlin’de bu konuda bir şeyler yapacağım’’

HERKES SAVAŞ BEKLİYOR
İstanbul’dan kaleme alınan hatıralarda yaklaşan savaşın ayak sesleri ile şehrin huzurlu ortamı birlikte yer alır ; ‘‘Dünyada biraz korku var, Mussolini Akdeniz’de homurdanıyor. İngiltere kuşatma için var gücüyle çalışıyor. Her yerde insanlar savaş bekliyor. İstanbul’da zaten belli bir psikoz var. Artık zamanı geldi. Berlin’e geri dönüyorum. Öğleden sonra çarşılarda alışveriş yaptık. Güzel şeyler, halılar. Evdekiler çok sevinecek. Bu semtte harika bir hayat var. Birçok yeni şey görüyorum. Belgrad üzerinden Berlin’e gidiyorum‚‚7 Alman Propaganda Bakanı Joseph Göbbels’in hatıralarında Atatürk’e ilişkin ifadeler burada biter. Göbbels Sovyet Ordusu Berlin’e girmeden önce 1945 yılı bir Nisan günü eşi ve çocuklarını zehirleyerek yaşamına son verir. İntihar ettiği ana kadar on binlerce sayfa günlük kaleme alır. Lakin, Mustafa Kemal Atatürk’ün ismi günlükler de bir daha karşımıza çıkmaz.

NAZİLERİN ATATÜRK ALGISI
Atatürk’ün vefatı ve cenaze töreni II. Dünya Savaşı öncesine rastlar. Kristallnacht ile eş zamanlıdır. Kristallnacht Almanya’da Yahudi soykırımının başladığı gecedir. Uluslararası bir katılım olur. Almanya, İngiltere ve Sovyet Rusya’dan heyetler gelir. Cenaze merasimi ciddi bir savaş diplomasine de ev sahipliği yapar. O dönem Naziler kendilerine yakın olmayan herkesi ‘Komiternci’ veya ‘Yahudi’ olarak damgalamıştır. Dönemin Nazi Almanya’sı ile ilişkili bazı Türk yazarın isimlerine belgelerde sıklıkla rastlanır ; Olumsuz bir Atatürk algısının yaratılmasında Almanya ile ilişkili yazarların rolü neydi? Atatürk’ün Musevi dönmesi olduğu ithamların arkasında Hitler Almanya’sı var mıydı? Atatürk düşmanlığı ile İnönü CHP’sinin Atatürk’ün siyasi mirasını tasfiye çabası neden eş zamanlıydı? Bu gaye adına tek parti döneminde mutaasıp kalemler kullanılmış mıydı? Yeni nesil tarihçiler bu sorulara cevap arayabilir. Cumhurbaşkanı İnönü iç politikada tartışmalı bir profil geride bırakmış olsa da dış politikada Atatürk’ün çizgisini devam ettirmiştir. Hitler Almanya’sına karşı Türkiye’nin savaşa girmemesini başlı başına hatasız politikanın eseri olarak değerlendirilir. Türkiye coğrafyası, bugün bir kez daha olası bir savaşın arifesinde, muhtelif baskı gruplarının tazyikine maruz kalıyor. Ancak, Atatürk döneminde olduğu gibi bugün de ülkemiz tarafsızlık ve tam bağımsızlık mücadelesini sürdürüyor. Gazeteci Ahmet Özay “Hitler döneminin Propaganda Bakanı Joseph Göbbels’in 20 yılda kullanıma sunulan günlükleri 20. yüzyıl tarihine ışık tutmakla kalmıyor, Atatürk dönemi dış politikasını aydınlatan bir kaynak olarak arşivlerde yerini alıyor” diyor.
Ahmet Özay/ Karar Gazetesi 19 Mart 2024 Salı/Sayfa 11

KAYNAKÇA:
Ahmet Özay M Göbbels’in günlüklerinde Atatürk
1- 19 Ekim 1938, Cilt 6 Sayfa 152
2- 29 Ekim 1938, Cilt 6 Sayfa 163 Göbbels burada ‘ayı gibi karakteri’ sözünü tercih eder.
3- Stefan Ihring, Atatürk ve Naziler, Alfa Yayınları, 2015 Kitabın gerçekte adı ‘Nazi İmajında Atatürk’. Türkçesine yakıştırılan isim ve yazarın Atatürk’ü Ermeni meselesine eklemleme gayreti sorunludur.
4- 11 Kasım 1938, Cilt 6 Sayfa 182 5- ‘‘Hitler, Almanya’dan kaçan bilim insanları ve Atatürk‚‚ Uğur Dündar 21 Aralık 2023 6- 12 Kasım 1938, Cilt 6 Sayfa 184 7- 14 Nisan 1939, Cilt 6 Sayfa 31


0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Göbbels’in günlüklerinde Atatürk
Yorum Yap