Yusuf Cinal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Balık baştan kokar!

Balık baştan kokar!

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili okurlar,
Mübarek Ramazan ayı içinde yaşadıklarımız, “yani görüp bizzat tanıklık ettiklerimiz, insanı gelecek adına düşündürmüyor” değil!
Dini bir ayın içinde, “günah ve helal ve haramın”, yanı sıra, “kamu düzeni içindeki başıbozukluklar, ahlaksızlıklar, adaletsizlikler, iltimaslar, torpiller, öne geçmeler, hak gaspları, liyakatsizlikler, yönetim zaafları, yasaları ihlaller, bir tartıya konduğunda, elde ettiğimiz sonucu merak edenleriniz” var mı?
Niye merak edeceğiz, değil mi?
Vur abalıya, gitsin!
Ya da, altta kalanın canı çıksın!

KİME İNANACAĞIZ?
Dinlerin en önemli öğretisi, “doğru yol, ahlaklı, adaletli, kamu mallarına zarar vermeyen, halkına hizmette sınır tanımayan, aile bireylerine olduğu kadar, ülke insanlarını ayrıştırmayan, kutuplaştırmayan nesiller yetiştirmek” değil mi?
Sahi kime, kimlere inanacağız?
Haydi gel, çık işin içinden?
Çıkabilirsen elbette?
“Beş vakit namaza gidenlerin, her gün kulağına fısıldananları, nasihatleri, bilgi ve güzellikleri umursamazlık hali gittikçe”, neden yaygınlaşır ki?
Dine mi, din adamlarına mı, güven azaldı?
Anketlere bakılırsa, her iki konuda da bilgiler var!..

TÖVBE SEANSLARI?
Bir bakıma,” bereket, huzur, arınma ayı olan Ramazan ayını bile, dikkate almayanların, tüm bu güzellikleri, ulvi, dini, kültürel değerleri bir kenara iterek, işi tamah ile kazanca dönüştürmeyi kim, kimler nasıl izah” edecek?
Din adamı etiketi altında, “bir imam, din adamı, tasavvuf ehli, ne derseniz deyiniz, çevresine toplamış bir yığın insan, insanların elinde birer ip”, tövbe seanslarında!?
Geçelim de, “alanlarda, meydanlarda toplananlara, aynı tövbe çarkını işletenlere” ne diyeceğiz?
Görmezden mi, gelelim?
Gülüp, geçelim mi?
Peki, “bu çürümüşlüğün, bu kokuşmuşluğun, yarın yaşamımızı esir almayacağını, bize güzellikleri zindan etmeyeceğini, ülkede sistemi tehdit etmeyeceğini”, kim söyleyebilir?

SAKARYA’DA GÜNDEM?
Adapazarı merkezden yayın yapan bir televizyonda,” gazeteciler soruyor programına konuk olan bir gazeteciye, Sakarya’da gündem” soruluyor?
Cevap olarak, katılımcı gazeteci, “at gibi kişneyerek karşılık” veriyor!
İşin aslını öğrenenler, “Sakarya’da Ramazan ayında bile, at, eşek eti satışının, Adana’dan sonra zirve yaptığına dikkat” çekiyor!
Bu mizahi durum, bize neler hatırlatmıyor, neler?
“At ve eşek eti helal mi, haram mı?
At ve eşek eti satmak, yasal mı, yasak mı?
At ve eşek eti satanlar, vatandaşa hizmet mi etmiş oluyorlar?
At ve eşek eti satanlar, vatandaşın dini hassasiyetlerini değil, ceplerine girecek parayı düşündükleri belli!”
Buna, ne denir?

KENDİ CEBİNİ DÜŞÜNENLER?
“Yasaları ve dini bilgilerimizi altüst eden bu durum, sürekli tekerrür ediyorsa”, ne yapacağız?
“Et aldığımız kurum ve kuruluşlara olan güvenimizi zedeleyenleri”, nasıl tespit edeceğiz, bu işten nasıl alıkoyacağız?
“Vatandaşın sağlığını, bu zihniyetten kim koruyacak?
İnsanımıza, sağlıksız ve üstelik dinen caiz olmayan bu etleri yedirenleri, nasıl bu işten men edeceğiz?”
Haydi, gel, çık, çıkabilirsen işin içinden?
“Bunca cami vaazları, bunca din adamı uyarıları, bir yığın yasakları içeren yasalar bile caydırıcı olmuyorsa, bu fırsatçı, kendi cebinden başka şey düşünmeyenleri toplumdan nasıl”, dışlayacağız?
İşe yarar bir çözümü olan, var mı?

AYAK İŞİ HAMUR?
Bakınız, son olarak Akyazı’da bir tatlıcı da çekilen video görüntüleri, ülkede bir başka üzüntü kaynağını teşkil etti..
“Pasta, kek, tatlı, pide, ekmek üreten bir fırında, adam ayaklarından çorabı çıkarmış bir güzel hamur yoğuruyor!”
Akyazı gibi bir yerde, he mi de korkusuz!?
Aman kardeşim, “Adapazarı’nda adamlar at, eşek eti satıyorsa” diyenlerin, seslerini duyar gibiyim!
Çok haklısınız ya, memleketin diğer yerlerinde neler olmuyor, neler?
Suç işleyenleri yakala, cezalandır, hapse at iş bitiyor mu?

BALIK BAŞTAN KOKAR!
İşte, “ çürümüşlüğün giderek yaygınlaştığı toplumlarda, adalet, hak, hukuk arayışları zirve yapıyorsa”, neyi düzeltecekseniz ki?
Şurada, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun, 30 Yıllık diplomasını” iptal etmedik mi?
Bir başka liderimizin diplomasının,” mahkemede gösterilmesi istemine” avukatları karşı çıkmıyor mu?
Şurada, “emanetteki depoları, eline anahtar verdiklerimiz, kasaları soyup soğana”, çevirmedi mi?
Bu arada, “gücü ele geçirenlerin, masum, temiz ailelerin yuvasını”, yıkmadı mı?
“Bilgilensinler” diye kurslara gönderdiğimiz çocuklarımız, istismara uğramadı mı?
Saymakla, biter mi?
Demek ki, balık baştan kokarmış!(*)
Yusuf Cinal yazıyor, 26 Şubat 2026

(*) Balık baştan kokar:
Bir işteki bozukluğun, düzensizliğin veya yolsuzluğun kaynağının, en tepedeki yöneticilerden, liderlerden veya sorumlu kişilerden kaynaklandığını ifade eder!
Nasıl ki, bir balık baş kısmından bozulup, kokmaya başlarsa, bir kurum, kuruluş, ülkede aynı şekilde baştan çürümeye, kokmaya, bozulmaya başlar!




Balık baştan kokar!
+ -