Sevgili okurlar,
Bir “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” daha geride kaldı..
O eski tekerlemeleri, bizim kuşak hala hatırlar;
“Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan!”
Hey gidi günler, hey!
Akyazı Alaağaç Köyü İlkokulu, 1946 Yılında açıldı..
Köyün gençleri, okul olmadığından ta, Kuzuluk Köyü’ndeki okula giderlerdi..
Sonra, Köyümüze de okul inşa edilip, eğitim ve öğretime başlandı..
Yaşıtlarımız ile okul yolundayken, “büyük gençlerin de okullu olduğunu” görmüştük..
Onlar arasında, ezilmemek için bir köşeye sıkışırdık!..
Allah rahmet eylesin, “Okul müdürümüz Artvinli Bilal Bilmiş ve Kayserili Mehmet Hashalıcı, Fevzi Hancı” hatırladığım öğretmenlerimizden..
YERİNİ OKULA BAĞIŞLADI
Bir katlı, uzunca bir bina ve depreme dayaklı sınıflar, kolay girişi, çıkışı olan bir okulumuz vardı..
Köyün tam orta yerinde, “okul için hayır sever köy halkından Lobut Mehmet Demir, yerlerinin bir bölümünü, okula tahsis” etmişti..
Okulun tam ortasından sınıflara giriş, sağlı, solluydu..
Okul girişinde Bayrak direği, hemen yanında Atatürk Büstü, tenefüslerde kullandığımız geniş bir alan ve hatta arka yanda, okulun lojman bölümünde kalan öğretmenimiz Bilal Bilmiş’in kullandığı bahçesi yer alırdı..
OKUL ARKADAŞLARIM
Okul arkadaşlarım, “merhum Salih Yazıcı, Hüseyin Sağır, Yusuf Sağır, Ülfet Sevencan, Mehmet Özbe, Mualla Aydın, Osman Yılmaz, Aslan Doğan, Aydın Çınar, Alaattin Demirci ile ilkokul günlerimizi hatırlamamak” olur mu?
“Eşitlik” adına, “zengin, varlıklı çocukları ile yoksul aile çocuklarının belli olmaması adına siyah önlük, beyaz yaka”, o yılların ilkokul işaretleriydi..
Hatta, parası olanların, bavul tipi ağaçtan çantaları, göz kamaştırırdı..
Kimi ise, bezden yapma çantalara kitaplarımızı, kalemlerimizi doldururduk..
Alaağaç Köyü’nün çocukları, köyün bir yukarısından ve aşağısından okul yolunda olur, okulda buluşurlardı..
Ne günler, ne?
EZBERE BİLİRDİK?
Okulumuzda düzenlenen, “23 Nisan, 29 Ekim, 10 Kasım” günleri için, törenler düzenlenirdi..
Hala hatırlarım, “Bu vatan kimin” şiirini nasıl da gür sesle okurdum.
Öyle ya, “bu vatan kimin” diye seslenir, “bu vatan toprağın karabağrında, sıra dağlar gibi duranlarındır”(Orhan Şaik Gökyay şiiri) diye devam ederdim..
O çocuk yıllarımızda bile, ” vatan, bayrak, toprak, millet, ülkü, sevgi, saygı, büyük, küçük, aile, akraba, hısım, anne, baba, kardeş, komşu, kankerdeşi, sütkardeşi..” gibi terimlerin manasını ezbere bilirdik..
BİR ÇOCUK GÜLERSE?
Evet, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” ile ilgili bunları sizlerle paylaştım..
Dahası da var ya, geçelim!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, “23 Nisan 1920 Tarihinde açılışının, çocuklara armağınıdır, 23 Nisan Bayramı..”
.“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”
- “Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir.”
- “Bir çocuk gülerse, dünya güler.”
- “Bayramlar, milletin birlik ve beraberlik günleridir, 23 Nisan ise, geleceğe olan inancımızın adıdır.”
- “Dünyada çocuklara armağan edilen tek bayram: 23 Nisan.”
ÇOCUKLAR ÖLMESİN!
Bunları hatırlattıktan sonra, şunu ifade edebiliriz ki, “ülkemizde ne yazık ki, milli bayramlarımız tartışılır olmuş, hatta, kirli siyasete bile alet” edilmiştir!
Detaya, çok girmek istemiyorum?
Ancak, “son Şanlıurfa ile Kahramanmaraş ve diğer okullarda meydana gelen elim olaylar”, bunu kanıtlamaktadır..
Lütfen, çocuklar ölmesin, öldürülmesin!
“Çocukların geleceğe eşit, adil, amasız, fakatsız hazırlanması için, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi, siyasi irade ve muhalfeti ile hepimize büyük görevler” düşüyor..
TAM 106 YIL OLDU
Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara mirasının üzerinden, “tam 106 Yıl” geçti..
“Çocuklarımız için neler yaptığımızı, neler yapamadığımızı lütfen düşünerek, çocuklarımızı geleceğe hazırlayalım, onlara sorunsuz, eşit, adil ortamlarda yetiştirilmesini sağlayalım ve onlara mutlu, mürefeh, birlik ve beraberlik içinde olan bir ülke” bırakalım!.
Bunun için, “ güçlü azim ve irade” bizlerde fazlası ile var..
Yeter ki, “gücümüzün farkına” varalım!
Yusuf Cinal yazıyor, 25 Nisan 2026
