Sevgili okurlar,
Eğitim camiasını ayağa kaldıran, “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerindeki şiddet olayları”, gerçekten ülkeyi sarstı..
Bakınız,” ülkeyi sarstı” diyorum, ama siyasi iktidarı sarsmadı?
Biraz daha detaya girecek olursak, Şanlıurfa’da,“Olay, Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde meydana geldi.
Okulun eski öğrencisi olduğu ve 9. Sınıftan sonra, açık öğretime geçtiği belirtilen saldırgan Ö.K., pompalı tüfekle okula girerek rastgele ateş açtı.
Saldırıda 16 Kişi yaralandı; zanlı daha sonra aynı silahla yaşamına son verdi.
Şanlıurfa Valiliği’nin açıklamasına göre yaralılardan 7’si tedavilerinin ardından taburcu edildi. 3’ü ağır olmak üzere 9 kişinin hastanedeki tedavisi sürüyor. 4 Kamu görevlisi ise açığa alındı.”
Bu elim olay ile ilgili olarak, baskını gerçekleştiren ve bu eylemini hayatı ile ödeyen öğrencinin, “okulu tehdit ettiği ve baskını gerçekleştireceği yolunda bilgiler”, basında yer aldı..
Niye tedbir alınmamış ki?
YÜREKLER DAĞLANDI!
Türkiye, bu haberle çalkalanırken, ikinci bir vaka haberi ise yürekleri dağladı!..
Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu 8.Sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen saldırıda, “Bir öğretmen(Ayla Kara) olmak üzere, 8 Öğrenci (Mustafa Aslan, Şuranur Sevgi Kazıcı, Zeynep Kılınç, Furkan Sancak Balal, Bayram Nabi Şişik, Belinay Nur Poyraz, Adnan Göktürk Yeşil, Kerem Erdem Güngör) hayatını kaybettiği” açıklandı.
Bu olayla ilgili olarak paylaşılan bilgilerde enteresan?
Neden mi?
Neden olacak?
ATIŞ TALİMİ YAPTIRIYOR?
Katliamı gerçekleştiren öğrencinin babası, birinci sınıf bir emniyetçi ve annesi de öğretmen..
Üstelik, öğrenci sorunlu!..
Okul yönetimi çeşitli uyarılarda bulunmuş..
Öğrenci, psikolog tedavisini götürülmüş..
Böyle bir öğrenciyi babası isteği üzerine alıp, atış polingonu götürüyor..
Eline, silah veriyor..
Atış talimi, yaptırıyor..
Vay ki, ne vay?
Sonra, “böyle sorunlu bir öğrenciyi” okula salıyor!
Saldırgan, eylemi,” 5 Silah, 7 şarjör” ile gerçekleştiriyor..
Olay malum!
Eğitimciler ayağa kalkıyor, “grev dalgası ülke geneline” yayılıyor..
Olay yerine, bakanlar üşüşüyor..
Açıklamalar, peş, peşe geliyor..
Güvenlik tedbirlerinden, dem vuruluyor..
Bugüne kadar, nerelerdeymişler ki?
EĞİTİMCİLERİN ÖNÜ KESİLDİ!
İstanbul ve Ankara’da, “ayağa kalkan eğitimcilerin önü yine barikatlarla, polislerle, tomalarla” kesiliyor..
Hep, böyle olmuyor mu?
Çaresizlik bu ya, “sanal ortam denetim altına” alınıyor..
Bugüne kadar, “okulları denetleyemeyenler, sanal alemi” denetleyecekler?
Vah ki, vah!
Vah, öğretmenim, vah!
Vah, öğrencim, vah!
Sanal ortamda, “eğitimci arkadaşlarımız, gazeteci meslektaşlarımız birbirinden güzel paylaşımlarla, iki olayın detayları hakkında bilgilendirmelerde” bulunuyorlar..
“Okullardaki şiddet sarmalına, zorbalığa”, dikkat çekiliyor..
“Eğitimcilerin, itibarsızlaştırıldığı, öğrencilerin keyfitiyedi, velilerin ilgisizliği, yöneticelirimizin basiretsizliği “ vurgulanıyor ya?
İş, işten geçtikten sonra!
YILDIZ FALINA BAKIP YOL GÖSTERENLER?
“Yıldız falına bakıp, yol göseterenler”, çok olur ya?
Hele bazıları var ya, “emsal olarak Amerika ve diğer ülkelerdeki şiddet ile kayıslama” yapıyorlar?
Kalemi uçunda, umudu tüketenler?
Densizlik, dizboyu ya?
Allah, ıslah etsin!
Bir eğitimci olarak, bu durumları iyi bilirim..
Bizlerde, böyle baskınlar yemedik ama, büyük baskılar altında kaldık!..
Böyle sorunlu öğrencileri, tasdiknamaler ile okuldan uzaklaştırdık..
Tepkiler, almadık mı?
Almaz mıyız?
Ama, “arkamızda siyasetçi, kamu görevlileri öyle sağlam durdular ki, korkusuzca, gönül rahatlığı ile öğrencilerimizi” yarınlara hazırladık..
ONLAR DIŞARIDAN, BİZ İÇERİDEN?
Sonuç olarak, bir eğitimci arkadaşımın(Ahmet Tüzün) tespitleri ile yazımı bitiriyorum:
“Ahlâkın ve terbiyenin,
Saygı ve hoşgörünün,
Eğitim ve alınterinin… olmadığı,
Aklın, bilimin ve eleştirinin devre dışı kaldığı,
Öğretmenlerin çaresiz bırakıldığı,
Kültürel mirâsın, toplumsal değerlerin… yaşatılmadığı,
Sokaklarında can güvenliğinin kalmadığı,
Bir ülkeyi… daha kötü günlerin beklediğini söylemek, kehânet değildir.
Bahis çeteleri, toplumu yediden yetmişe kumara boğarken…
Uluslararası mafya, ülkede küstahça cirit atarken…
Üniter devlet yapısına, içeriden, dışarıdan sinsice elense çekilirken…
KİMSE, AK KAŞIK DEĞİLDİR!
Dolayısıyla, bu ülkede kimse, sütten çıkmış ak kaşık değildir!.
Ve herşeye rağmen, toplumun en mâsumu, yine de çocuklarımızdır.
Bazı ülkeler savaşla, silahla teslim alınır.
Bazı ülkeler görünmeyen silahların derin ve karanlık ateşiyle.
Gelinen noktadan….
En yukarıdan en aşağıya, bütün devlet erkânı sorumludur.
Etkisiz, tepkisiz, dirayetsiz, kifâyetsiz, basiretsiz bireylerden oluşan bir toplumun da…
Şikâyet etmeye, hiç hakkı yoktur!”
Her zamanki gibi, ateş düştüğü yeri yakıyor!
Büyük geçmiş olsun, hayatlarını kaybedenlerin mekanları cennet olsun! Sabırlar dileriz!
Yusuf Cinal yazıyor, 18 Nisan 2926
Kimse, ak kaşık değildir!
0
Paylaş
