Sevgili okurlar,
Bir mübarek Ramazan ayı, daha geldi çattı..
“Ramazan ayının Müslümanlar için önemi”, hem dinen, hem de kültürel açıdan büyüktür..
“Müslümanlar için bir ibadet, arınma, rahmet, mağfiret, yardımlaşma ve manevi huzur ayı olarak adlandırılan Ramazan ayı”, hoş geldi..
İlk teravihi namazı kılındı, ilk gün orucu için sahura kalkıldı.
Oruçluyuz!
Oruçlu olanlara saygı, ne kadar kıymetlidir..
“Müslümanlar için günahlardan arınma, tövbe etme ve manevi bir yenilenme fırsatı bulunan Ramazan ayı, aynı zamanda, birlik beraberlik, dayanışma ruhunun tavan yaptığı günleri”, ihtiva eder..
Peygamber Efendimiz ’in(Hz. Muhammed AS) bir hadisinde,” “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek, Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır” buyurulur.
Yüce kitabımız Kur’an’da, “Bin aydan daha hayırlı olduğuna inanılan, Kadir Gecesi” Ramazan ayının 27.Gecesi olarak idrak edilir.
İSLAM’IN ŞARTI?
Bu rutin bilgilerden sonra, her Müslüman’ın bilmesi gereken,” İslam’ın Beş Şartından Biri Olan Orucun Tutulduğu Ay olarak, Ramazan ayının” bilinmesidir.
Ramazan’ın en bilinen özelliği, “ergenlik çağına gelmiş, akıl sağlığı yerinde ve sağlık durumu elverişli her Müslümanın, tan yerinin ağarmasından (imsak) güneş batana kadar yemek, içmek ve belirli davranışlardan uzak durduğu oruç” ibadetidir.
Oruç, “sadece fiziksel bir açlık değil, aynı zamanda nefsi terbiye etme, sabrı öğrenme ve iradeyi güçlendirme” ibadettir.
BAYRAM SEVİNCİ!
Bu ayın sonunda Bayrama erişilmesi, “mutlak sevinçlerin, birlik ve beraberliklerin yaşanması, dayanışmanın en güzel örneklerinin sergilenmesi, Müslümanların Bayram yapması”, bu ayın bir başka güzelliğidir.
Ramazan ayı ve oruç ibadeti ile ilgili söyleyeceklerimiz, elbette bununla sınırlı değildir..
Bu ay boyunca, “iftar sofralarının kurulması, fakir-fukaraya bu sofraların açılması, yardımlaşmanın en güzel örneklerinin verilmesi, dini kültür geleneklerimiz arasında” yer alır.
Maalesef, “son yıllarda dinin siyasete alet edilmesi, bu dini ve kültürel geleneklerin suiistimali” üzüntü vericidir.
İslam’ın kabul etmediği,” gösteriş ve israfların sergilenmesi ise”, bir ayrı konudur.
SİYASET KURUMU?
Maalesef, “siyaset kurumunun yaptıkları”, artık tartışılır oldu..
Toplum içinde, “ahlaki değerlerin çürümüşlüğü, paraya tamah ile yolsuzlukların artması, cinsi sapıklıkların, hırsızlıkların ayyuka çıkması, hal ve gidişatımızın bozulması”, hayra alamet değildir..
Bunun sonucunda,” toplum içinde birlik ve beraberliğimizin bozulması, kutuplaşma ile hasma ne tutumların sergilenmesi, bütün bunların mahkemelere dava olarak yansıması, Müslüman kardeşliği adına, ne acı”, bir durumdur..
Şimdi kim, kimler çıkıp, ülkenin en tepesinden, en aşağıya kadar bunların yaşanmadığını söyleyebilir?
KAMU VİCDANI?
Günlük konuşmalarımızda dilimize pelesenk olan, “yolsuzluk, hırsızlık, çürümüşlük, kokuşmuşluk, operasyon, gözaltı, mahkeme, tutuklama, dava, savcı, hakim, avukat, sanık, hapishane, tahliye..” gündemin baş aktörü kelimeler ise, “bundan toplum olarak, millet olarak sorumluluğumuz”, yok mu?
Bütün bu gelişmelerde, “kamu vicdanı”, nereye konacak?
Suçsuz insanları, “sırf siyasi Saiklerle gözaltına almak, tutuklamak, onlara yeni suçlar isnat etmek, kul hakkına” girmez mi?
Bunları bize söyleten elbette, kamu adına yapılan anketlerdir..
Kamu vicdanı önemsiz mi?!
“Yüzde 70’lere varan kesimin, hukuksuz addettiği gözaltı ve tutuklamalar, mahkumiyetler, kamuda büyük hasar yaparken, ailelerin, bireylerin devletine güvenini de” sarsmaktadır..
“Bir kesime zindanlar, bir kesime güzel hayatlar anlayışı”, bu mübarek Ramazan ayı hürmetine, gözden geçirilmelidir..
İnsanların mağduriyeti, hak gaspı önlenmeli, hukuksuzluklar giderilmelidir..
YASALARIN GEREĞİ?
Bu demokratik olduğu kadar, büyük, güçlü ülkelere yaraşandır..
Bakınız, ”Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sapanca ve Kırkpınar bölgelerine kastederek, yapılan binlerce bungalov evin kaçak olduğunu, yıkılması gerektiğini” ifade etti.
“Ya yıkın, ya biz yıkarız” anlayışı, devletin kesin dili olamaz?
Elbette, yasaların gereği yapılmalıdır..
Karşı tarafı da dinlemek, anlamak, bu bir çözüm yolu bulmak, gerekmez mi?
Kaldı ki, sanal ortama yansıyan bilgilere göre vatandaşlar, “bu bungalov rezaletini tek başlarına inşa etmedikleri yolunda paylaşımlarda” bulunuyorlar..
Belli ki, “bir otorite, bir kesim, yetkililer”, bu işe göz yumdular?
Bu nokta, az önemli değildir..
İnsanımızı, “bu yasak, kanun dışı inşaatlara sevk eden, hangi yasal boşluktur, hangi siyasi kesimin”, yol vermesidir?
Bilinmiyor mu?
KAYBEDEN OLMAZSINIZ?
Yine, “Karasu sahillerindeki yıkım kararı da”, bu manada değerlendirile bilinir!
“Yıkarken, insanımızın kazanımlarını, hakkını, hukukunu da”, göz ardı etmemeliyiz!
Unutmayınız ki, “kul hakkı, insan hakkı, birey hakkı” diye, bir şey vardır..
Bunları, “bu mübarek Ramazan ayında”, lütfen hatırlayalım!..
“Herkesin hak ve hukukuna saygı”, önce hepimizin görevidir..
Lütfen, “gaza gelip, milletin canını yakmayalım, insanımızın hak ve hukukunu” teslim edelim!
Biliniz ki, kaybeden siz olmazsınız!
Yusuf Cinal yazıyor, 19 Şubat 2026
Yusuf Cinal
Diğer Yazıları
Yönetici
