Sevgili okurlar,
Yeni bir yılın eşiğinde,” bunları yazacağım”, hiç aklıma gelmezdi?
Neden mi?
Nedeni, belli değil mi?
Şu son, “Yalova’da meydana gelen olaylardan” haberiniz yok mu?
Öyle, “sağır kulak üzerine yatmanızın” gereği yok!
“Üç kahraman polisimizin şehit ve 9 polisimizin yaralanmasının ardından, saatlerce süren çatışma, 6 Teröristin de imha edildiği haberleri” basında yer aldı.
Şok, olduk!
Allah, Allah!
Şurada İstanbul’un, Kocaeli ve Sakarya ile Bursa’nın dibinde, bunlar oluyorsa, “siz, ülke genelinde olacakları”, bir düşününüz?
Allah korusun!
Bu kesim için siz, “Ensar, mülteci, ümmet, Müslüman “diyerek, “korumacılığını yaparsanız”, bunlara da katlanmanız gerek!..
NE GÜZEL KANDIRMACA?
Türkiye’nin birçok köşesinde, “Tevhit Bayrakları ile sokaklara dökülen, Cumhuriyet’e Atatürk ilkelerine baş kaldıran, bu güruhun ne olduğu, ne olmadığı, bu olaylardan da anlaşılmazsa” vay halimize!
Bu sürecin,“nasıl başladığı “, herkesin malumu!
Sınır boylarında mayınlar temizlendi, belli ki mutlak gelecek adına, hazırlıklar yapıldı..
Sonra ise, “ülkenin sınırları kevgire” döndü!..
“Savaş kaçkınları yaftası” altında, “ya da mülteci, ümmetin temsilcileri, ensar kardeşlerimiz geliyor” diyerek, “Türkiye, bir anda mülteci ülkesine” döndürüldü..
Ne güzel hikaye, ne güzel kandırmaca, aldatmaca?
Gelişmeleri, tekrar etmeye gerek var mıdır?
Sonra ,”sınırlara dev duvarlar” ördük…
“Geçilmez denilen duvarlar”, ta Afganistan’dan gelenlerce, “nasıl aşıldığana”, şahit olmadık mı?
Hem Batı, hem Doğu, Güneydoğu sınırlarında olduğu gibi denizlerimiz de bile, tedbirler aldık..
Neymiş?
EDİRNE’YE POSTALADIK?
Bu mülteciler, ya da göçmenler, Avrupa ülkelerine gitmesinmiş?
Üstelik, bu özverili güvenlik önlemleri için, Avrupa Birliği(AB) yardımlarını bile, kabul ettik..
Gel de, çık işin içinden!
Tepemiz attı, “mültecileri otobüslere doldurup, Edirne’ye, sınır kapılarına” postaladık!
Ne günler, ne?
Ege Denizinde hayatlarının baharında solanlar, kaybolup gidenler?
Acı, dram, hüzün, gözyaşı!..
“Emperyalizmin yakıp, yıktığı ülkelere, güya demokrasi” gelecekti?
“Neyin geldiğini, nelerin gelmedğini”, hep beraber görmedik mi?!..
Ateşi, bize de düştü!
Ülke genelinde, “hem siyasi, hem yereldeki tartışmaları hatırlamamak”, ne mümkün?
BİRİ SUSUYOR, BİRİ BAŞ GÖSTERİYOR?
Kısa adı ile IŞİD (Irak Suriye İslam Devleti)Teröristlerini “Ensar” diyerek kucaklayanların, ülkeyi bu hale getirdiklerini, anlamayacak kadar, “cahil ve vurdumduymazlık” içinde olmaya, gerek var mıdır?
Ülkenin geldiği yer, işte, tam da burasıdır!
“Burası Yalova’dır, yarın İstanbul ve diğer kentlerimizin olmayacağını”, kim garanti edebilir?
“Göçmen etiketli sığınmacıların, ülkeye yükünü, verdiği zararı ve mal oluş faturasını, kim, kimler” hesaplayacak?
Bu gözyaşları, bu feryatları, öyle sineye mi çekeceğiz?
Şimdi, soru sorma zamanı değil ise, ne zaman?
Türkiye, “nereye sürüklenmek” isteniyor ki?
“Görünen köy, kılavuz istemez” derler ya, hayırlısı!?
“İpini koraparanların, ne idüğü belli olmayan radikal grupların, tarikat, cemaat ekseninde ülkeyi kuşatması, palazlanması, himaye edilmesi, vakıf kurmalarına izin verilmesi, vergiden mua olmalarının sağlanması..”, aklı ziyan bir durum değilde nedir?
SİZ UNUTSANIZ BİLE?
Şimdi, gündem de olan “Terörsüz Türkiye Projesi” ile ilgili akla, “PKK Terör örgütü ile yapılan ilk açılım süreci” gelmez mi?
Ne oldu, “PKK Terör örgütlerinin faaliyetleri ve yapılanmaları görmezden gelindi ve Hendek adı verilen operasyonlarda, 796 kahramanımız şehit” edildi!
Siz, unutsanız bile, hafızalar ve tarih unutmaz!
Şimdi de, aynı aymazlık içinde olan ve karşı gruba, yine “hain, faşist, ajan, barış düşmanı” diyenler harekete geçti?
Ah, sizi gidiler ,ah?
Bunlar, “ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, bu ülkenin kurucu değerlerine ve mevcut Cumhurbaşkanına karşı sarf ettikleri iğrenç sözleri” sineye mi, çekeceğiz?
Bunlar kim ki, “İslam’ı ve Müslümanları temsil” etsinler?
“İslam’a ve Müslümanlara verilen zararı “, tahmin edebiliyor musunuz?
Ne zaman “ Milletçe gerçekleri göreceğiz ve tehlikenin farkına” varacağız?
NELERE ŞAHİT OLMADIK Kİ?
Evet, 23 Yılda nelere şahit olmadık, neleri yaşamadık ki?
“Cemaat, tarikat, terör örgütleri, çete, mafya, uyuşturucu, fuhuş, para, bahis, kara para!..”
“Çil, çil ayrıştırıldığımız, ötekileştirildiğimiz, torpil ve iltimasın alabildiğince uygulandığı, mülakat elemelerinin gırla gittiği, iktidar yanlıların baş tacı edildiği, muhalefet kesiminin hapishanelere doldurulduğu, kayyumların atandığı, kadın cinayetlerinin alabildiğince arttığı hukuksuzlukların, adaletsizliklerin ayyuka çıktığı, siyaseten kutuplaştırıldığımız, bu günlerden sonra, söyleyin bakalım, 2026 Yılında” umut varmıdır ki?
UMUTLARIMIZI KAYBETMEYELİM!
Nereden, nereye değil mi?
Yine de, “umutlarımızı” kaybetmeyelim!
Yeni yıla ramak kala, “hapishanelerin boşaltılması”, elbette önemlidir..
Ancak, “günleri, haftaları, ayları sayan siyasi tutukluların da hakkını teslim etmek”, bir erdemliliktir..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, bu yönde alınacak bir karar yakışır..
Sevdiklerinin yolunu gözleyenleri, unutmamak gerekir!
YENİ UMUTLAR?
Zira, “halkın yüzde 70’nin siyasi gördüğü bu operasyon ve davalar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, yıllarca tarifi mümkün olmayan hasarlar, izler” bırakacaktır..
Bu nedenle, “adına İBB Davası denilen Başkan Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutukluluk halleri sonlandırılmalı ve davalar, tutuksuz olarak” sürdürülmelidir..
Yeni yılın bu ilk günü,” mini de olsa, kendi adıma, yılın geçen günlerinin, bir muhasebesini yapmak”, payımıza düştü..
Yeni yılın bu ilk günü, “sizleri umutsuz kılmam” mümkün mü?
O halde, “yeni yılda, yeni umutlar, güzellikler, sağlık dilekleri, mutluluk ve başarılar, barış ve kardeşlik rüzgarlarının esmesi dileği ile yeni yılınızı tebrik” ederim!..
Sevgi ve saygılarımla..
Yusuf Cinal yazıyor, 1 Ocak 2026
TAZİYE!
Sevgili, saygıdeğer Akyazılı hemşerim, dostum, büyüğümüz iş insanı, siyasetçi, merhum Mehmet Barutçu’nun vefatını, büyük bir üzüntü ile öğrendim.
Kederli Ailesine, sevenlerine ve dostlarına başsağlığı dileklerimi iletirim..
Allah, rahmet cennet mekan eylesin!
