1. Haberler
  2. Gündem
  3. Yaşasın Yüce Türk Milleti!

Yaşasın Yüce Türk Milleti!

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti Tarihinde 23 Nisan’ın Yeri ve Bayram Günü Olmasının Önemi
Sefa Yürükel
Bir Milletin Kaderinin Yazıldığı Gün
Türk milletinin asırlara yayılan devlet geleneğinde, takvim yapraklarının her biri ayrı bir hatıra taşır. Ancak bazı günler vardır ki, sadece geçmişte yaşanmış bir olayın yıl dönümü olmanın ötesine geçer; bir milletin ruhunun, iradesinin ve gelecek tasavvurunun somutlaştığı anlardır. 23 Nisan 1920, işte tam da böyle bir dönüm noktasıdır. Bu tarih, Türk milletinin esaret zincirlerini reddedip, kaderini kendi ellerine aldığı, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunu Ankara’nın bozkırından tüm cihana ilan ettiği kutlu bir başlangıçtır. Bu makale, 23 Nisan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışı olarak taşıdığı siyasi ve hukuki ağırlığı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmesiyle kazandığı evrensel insani boyutu ve Türk milletinin kolektif hafızasındaki silinmez yerini irdelemeyi amaçlamaktadır.

Tarihsel Arka Plan: Karanlıktan Aydınlığa Açılan Kapı

23 Nisan’ın anlamını kavrayabilmek için, öncesindeki karanlık tabloyu doğru okumak gerekir. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan Mondros Mütarekesi, Osmanlı Devleti’nin fiilen sona erdiğinin tescilidir. İtilaf Devletleri donanmalarının İstanbul Boğazı’na demirlemesi, Anadolu’nun dört bir yanının Yunan, Fransız, İtalyan ve İngiliz birliklerince işgali, Türk milletini tarihinin en ağır varoluş mücadelesine sürüklemiştir. Özellikle 15 Mayıs 1919’da Yunan ordusunun İzmir’e çıkması, işgalin geçici bir durum olmadığını, topyekûn bir ilhak ve imha politikasının parçası olduğunu gözler önüne sermiştir.

Bu süreçte İstanbul Hükümeti’nin işgal güçlerine karşı teslimiyetçi ve aciz tutumu, milletin kendi kaderini tayin etme zorunluluğunu doğurmuştur. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı, Millî Mücadele’nin askeri ve siyasi liderliğinin Anadolu’ya intikalinin ilk adımıdır. Amasya Genelgesi ile “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” şiarı duyurulmuş; Erzurum ve Sivas Kongreleri ile millî irade örgütlenmeye başlamıştır. Ancak millî iradenin hukuki bir zemine oturması ve millet adına karar alacak yetkili bir organın teşekkülü elzemdi. İşte 23 Nisan 1920, bu ihtiyacın bir sonucu olarak doğmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılışı: Egemenliğin Millete Geçişi

16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgal edilmesi ve Meclis-i Mebusan’ın İngiliz askerleri tarafından basılarak milletvekillerinin tutuklanması, Osmanlı bürokrasisinin çöküşünün son perdesidir. Bu oldubitti karşısında Mustafa Kemal Paşa, olağanüstü bir siyasi feraset göstererek Ankara’da “salahiyet-i fevkaladeyi haiz” (olağanüstü yetkilere sahip) bir meclisin toplanması için çağrıda bulunmuştur.

23 Nisan 1920 Cuma günü, Ankara’da tarihi bir gün yaşanmıştır. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan Cuma namazının ardından, sade bir törenle Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Bu meclis, sıradan bir parlamento değil, bir “Kurtuluş Meclisi”dir. İçinde Osmanlı Mebusan Meclisi’nden kaçarak Ankara’ya gelenler olduğu gibi, Anadolu’nun dört bir yanından halkın oylarıyla seçilmiş yeni temsilciler de vardır. Bu temsilciler arasında hocalar, çiftçiler, tüccarlar, subaylar, aydınlar ve eşraf bulunmaktadır. Bu yapısıyla TBMM, tüm toplumsal kesimlerin temsil edildiği, sınıfsız ve imtiyazsız bir millet meclisi hüviyetindedir.

Meclisin açılışıyla birlikte hukuken ve siyaseten yepyeni bir dönem başlamıştır:

· İstanbul Hükümeti’nin Fiilen Reddi: TBMM, kendisini milletin tek ve meşru temsilcisi olarak ilan etmiştir. İstanbul ile tüm resmi bağlar koparılmıştır.
· Millî Egemenlik İlkesinin Tesisi: 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası) ile egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu, tarihte ilk kez yazılı bir anayasal metinle tescil edilmiştir.
· Millî Mücadele’nin Hukuki Zemini: Sakarya Meydan Muharebesi’nden Büyük Taarruz’a kadar verilen tüm askeri mücadeleler, bu Meclis’in verdiği yetki ve onayla yürütülmüştür. Millet, kendi seçtiği temsilciler aracılığıyla savaşa ve barışa karar vermiştir.

23 Nisan’ın Bayram Olarak İlanı ve Çocuklara Armağan Edilmesi: Eşsiz Bir Vizyon

23 Nisan, 1921 yılında çıkarılan bir kanunla “Hâkimiyet-i Milliye Bayramı” olarak kabul edilmiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra da bu bayramın kutlanmasına devam edilmiştir. Ancak bu tarihi daha da özel ve dünyada bir ilk haline getiren gelişme, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu bayramı Türk çocuklarına ithaf etmesidir.

Atatürk’ün çocuklara verdiği önem, sadece duygusal bir bağın ötesinde, modern bir toplum inşasının temel taşı olarak görülmüştür. O’nun “Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak sizsiniz” sözleri, çocukları ulusun geleceği olarak konumlandıran bilinçli bir devlet politikasının ifadesidir.

Bu vizyonun bir sonucu olarak, 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde ilk kez çocuk bayramı kutlanmış; 1929 yılında ise bu gün resmen “Çocuk Bayramı” olarak ilan edilmiştir. Bu karar, dünya tarihinde bir devlet kurucusunun, ulusal egemenlik bayramını geleceğin sahipleri olan çocuklara tahsis ettiği tek örnektir. Bu hamle ile iki önemli mesaj verilmiştir:

Geleceğe Güven: Millî Mücadele’nin zorluklarını yaşamış, savaş meydanlarında kan dökmüş bir nesil, “Bizden sonra bu vatanı emanet edeceğimiz nesil sağlıklı, bilinçli ve neşeli olmalıdır” düşüncesiyle hareket etmiştir. Bayramın çocuklara adanması, bu güvenin en somut göstergesidir.

  1. Egemenliğin Sürekliliği: Millî egemenlik sadece bir günde kazanılıp rafa kaldırılacak bir olgu değildir. Atatürk, bu bayramı çocuklara vererek, egemenliğin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemini vurgulamıştır. Egemenlik, yarının büyükleri olan çocukların omuzlarında yükselecektir.
  2. Dünyada Bir İlk: Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği

Atatürk’ün bu armağanı zamanla ulusal sınırları aşarak evrensel bir nitelik kazanmıştır. 1979 yılında UNESCO’nun “Dünya Çocuk Yılı” ilan etmesiyle birlikte, TRT’nin öncülüğünde 23 Nisan şenlikleri uluslararası boyuta taşınmıştır. İlk yıllarda sadece birkaç ülkeden çocuk grupları katılırken, bugün dünyanın dört bir yanından onlarca ülkenin çocukları bu bayram için Türkiye’ye gelmektedir.

Bu etkinlik, Türkiye’nin dünya barışına yaptığı en anlamlı katkılardan biridir. Farklı dilleri konuşan, farklı renklere ve kültürlere sahip çocuklar, Ankara’da ve Türkiye’nin çeşitli illerinde bir araya gelerek kardeşlik mesajları verirler. Bu durum, 23 Nisan’ın sadece bir ulusal bayram değil, aynı zamanda bir barış ve kültür diplomasisi unsuru olduğunu göstermektedir. Türk milleti, kendi kurtuluş gününü, dünya çocuklarıyla paylaşarak savaşların ve acıların olmadığı bir dünya özlemini haykırmaktadır.

23 Nisan’ın Toplumsal ve Psikolojik Önemi: Millî Şuurun Tohumları

23 Nisan’ın bir bayram günü olması, Türk toplumunun sosyolojik ve psikolojik yapısı üzerinde derin izler bırakmıştır.

· Millî Kimlik İnşası: Cumhuriyet’in ilk yıllarında okullarda yapılan kutlamalar, şiirler, gösteriler ve müsamereler, yeni nesillere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma bilincini aşılamanın en etkili yollarından biri olmuştur. Çocuklar, bu bayram sayesinde sadece eğlenmemiş, aynı zamanda hangi zorluklarla bağımsız bir devlet kurulduğunu öğrenmiştir.
· Temsiliyet Geleneği: 23 Nisan’da çocukların sembolik olarak devlet makamlarına oturması geleneği, dünyada eşi benzeri olmayan bir demokrasi dersidir. Çocukların TBMM kürsüsüne çıkıp hayallerini anlatması, belediye başkanlığı koltuğuna oturması, onlara “Bu makamlar sizindir, bu devlet sizindir” mesajını vermektedir. Bu gelenek, çocuklarda sorumluluk duygusunu ve özgüveni geliştiren paha biçilmez bir pedagojik uygulamadır.
· Birlik ve Beraberlik Duygusu: 23 Nisan kutlamaları, Türkiye’nin dört bir yanında aynı coşkuyla gerçekleştirilir. Bu ortak coşku, farklı siyasi görüşlere, etnik kökenlere veya mezheplere sahip insanları aynı duyguda buluşturan, toplumsal bütünleşmeyi pekiştiren birleştirici bir harç görevi görür.

Günümüzde 23 Nisan’ın Anlamı ve Değişen Yorumlar

Aradan geçen bir asrı aşkın süre zarfında, dünya ve Türkiye büyük değişimler geçirmiştir. Küreselleşme, dijitalleşme ve yeni nesil tehditler karşısında 23 Nisan’ın anlamı daha da kritik hale gelmiştir. Bugün 23 Nisan’ı kutlamak, sadece geçmişteki bir zaferi anmak değil, aynı zamanda millî egemenliğe ve tam bağımsızlığa olan sarsılmaz inancı tazelemektir.

Günümüzde egemenlik kavramı sadece siyasi sınırları korumakla sınırlı değildir; ekonomik bağımsızlıktan teknolojik üretime, kültürel özgünlükten eğitim politikalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu nedenle 23 Nisan, bugünün çocuklarına ve gençlerine şu mesajı vermektedir: “Atalarınız bu vatanı size emanet etti. Siz de bu emaneti, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde, her alanda daha da ileriye taşımakla yükümlüsünüz.”

Ayrıca, çocuklara armağan edilen bu bayram, günümüzde çocuk hakları ihlallerinin, savaş mağduru çocukların ve eğitim hakkından mahrum bırakılan yavruların olduğu bir dünyada, Türkiye’nin çocuklara verdiği değerin evrensel bir nişanesi olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç: Sonsuza Dek Yaşayacak Bir Miras

23 Nisan, takvim yapraklarında yalnızca bir “resmî tatil” günü değildir. O, Türk milletinin küllerinden yeniden doğuşunun tapusudur. Millî Mücadele’yi zaferle taçlandıran iradenin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı bu gün, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı andır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasıyla bu anlamlı günün çocuklara ithaf edilmesi ise, Türk milletinin uygarlık tarihine sunduğu en özgün katkılardan biridir.

23 Nisan ruhu, bağımsızlık aşkının, millî iradeye saygının ve geleceğe duyulan sarsılmaz inancın bir ifadesidir. Bugün, balkonları süsleyen kırmızı-beyaz bayraklar, çocukların neşeli kahkahaları ve okunan İstiklal Marşı, 1920’nin o mütevazı Ankara’sından yükselen iradenin hâlâ dipdiri olduğunun kanıtıdır. Bu bayramı Türk milletine armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken; yarının büyükleri olan tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularla kutlarız.

Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk’ün Mirası 23 Nisan,

Yaşasın Laik, Demokratik, Hukukun Üstünlüğü İlkesine ve Millet İradesine Dayanan Türkiye Cumhuriyeti!
Yaşasın Yüce Türk Milleti!
Ne Mutlu Türküm Diyene!
Sefa Yürükel

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Yaşasın Yüce Türk Milleti!

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.