Son olarak gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasına tepki göstermek ve tüm tutuklu gazetecilere özgürlük demek için bugün Moda’daki Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda biraraya gelindi. Gazeteciler ve yurttaşların yanı sıra eyleme, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Kadıköy İlçe Başkanı Caner Sarıtaş da katılarak destek verdi.
Şiddetli yağmura rağmen parkı dolduran vatandaşlar, Kadıköy İskele Meydanı’na yürümek istedi. Fakat İstanbul Valiliği yürüyüşe izin vermedi. Milletvekilleri Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu ve Sera Kadıgil’in de içinde yer aldığı heyet, yürüyüşe izin verilmesi için İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü ile bir görüşme gerçekleştirdi. Yağmur altında görüşmenin sonucunu bekleyenler, “Aç barikatı aç”, “Gazetecilere değil çetelere barikat”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları attı. Bir saat süren görüşmenin ardından yürüyüşe izin çıkmadı sadece parkta basın açıklaması yapılabileceği bildirildi. İsmail Arı’nın annesi ve babası ile Merdan Yanardağ’ın eşinin de yer aldığı eylemde tüm tutuklu gazetecilerin isimleri tek tek okundu. Basın açıklamasını gazeteci Berkant Gültekin okudu.

“GAZETECİLİK AĞIR BASKI ALTINDA”
“Biz gazeteciler, bugüne kadar elimizden geldiğince derdi olan herkesin derdini dinledik, yazdık, duyurmaya çalıştık.” diyen Gültekin, şöyle devam etti: “Şimdi bizim büyük bir derdimiz var ve bu dert aslında sadece bizim değil memleketin derdi. Gazetecilik mesleği ağır bir baskı altında. Medyanın büyük çoğunluğunun iktidar kontrolüne alınmasının ardından bugün geldiğimiz noktada gazetecilikte ısrar eden bizler, hedef tahtasına oturtuluyoruz. Teslim olmadığımız, hizaya gelmediğimiz için bize gazeteciliğin bedeli ödetiliyor. Bu bedeli ödeyen son gazeteci BirGün muhabiri İsmail Arı oldu. Ailesini bayram ziyaretine gittiği Tokat’tan alelacele gözaltına alınıp Ankara’ya getirilen arkadaşımız, bir gün boyunca sorgulandıktan sonra 22 Mart Pazar gecesi tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildi. İsmail Arı da Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve diğer birçok meslektaşımız gibi ‘gazetecilik suçu’ nedeniyle demir parmaklıkların ardına gönderildi.”
“GAZETECİLER SUSTURULMAK İSTENİYOR”
Gazetecileri susturmak için kanunların art niyetli ve zorlama yorumlarla araçsallaştırıldığı günlerden geçildiğini söyleyen Berkant Gültekin, “Özellikle ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ ve ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamalarının gazeteciliğe yönelen başlıca tehditler olduğuna şahitlik ediyoruz. Bu suçlamalar bir yandan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan birer silah olarak kullanılırken, diğer yandan da istisnai durumlarda uygulanması gereken adli tedbirler, söz konusu ‘makbul görülmeyen gazetecilik’ olduğunda hiç düşünülmeden devreye alınıyor. Yıllardır bu mesleği yapan, yeri-yurdu belli olan, vaktinin çoğunu adliye koridorlarında geçiren biz gazeteciler, savcıların talebi ve mahkemelerin kararı doğrultusunda ‘kaçma şüphesi bulunan şüpheliler’ olarak tanımlanıyoruz. Bugün Türkiye’nin yargı sistemi, son derece ölçülü ve dikkatli şekilde başvurulması gereken tutuklama, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı gibi özgürlüğü kısıtlayıcı adli tedbirleri, mutlak cezalandırma anlayışının keyfi pratiklerine dönüştürmüş durumda. Bu hukuksuzluklardan payını sadece gazeteciler değil, toplumun tamamı alıyor.” dedi.

“OKURUMUZ YALNIZ BIRAKMAZ”
“Yargı erki üzerinden yürütülen bu hukuksuzlukları kabul etmiyoruz.” diyen Gültekin, “Biz gazeteciyiz, elimizdeki kalemden, dilimizdeki sözden başka bir şeyimiz yok. Böylesi bir atmosferde yazdığımız herhangi bir cümle nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanabileceğimizi biliyoruz. Okuduğumuz bu açıklamanın içinden bile bizi hedef haline getirecek bir bahane üretilebilir. Biz başımıza gelebileceklerin farkındayız. Buna rağmen yazıyoruz, konuşuyoruz. Ve yazmaya da konuşmaya da devam edeceğiz. Çünkü korkmuyoruz. Çok cesur ve gözü kara olduğumuzdan ya da kahramanlığa soyunduğumuzdan değil. Korkmuyoruz çünkü gerçeklerin gücüne ve halkın demokrasiye sahip çıkan iradesine inanıyoruz. Okurumuzun, halkımızın bizi yalnız bırakmayacağını, bize sahip çıkacağını biliyoruz.” diye konuştu.
“GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR”
“Tutuklu tüm gazeteciler bir an önce serbest bırakılmalıdır. Basın özgürlüğünün üzerindeki baskılar son bulmalıdır. Hukuku ayaklar altına alan keyfi cezalandırma pratiklerinden derhal vazgeçilmelidir. Gazeteciliğe özgürlük, ülkeye demokrasi istiyoruz.” taleplerini dile getiren Gültekin, açıklamayı “Gazetecilik suç değildir” diyerek bitirdi.
Seyhan Kalkan Vayiç/İstanbul/Gazete Kadıköy



