Yusuf Cinal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tarih konuşuyor ama, biz dinlemiyoruz?

Tarih konuşuyor ama, biz dinlemiyoruz?

Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili okurlar,
Sizlere, sevgili dostum “M.D’nin” görüş ve düşünceleri ile seslenerek, haftayı kapattık..
Bu sefer yine dostum “M.D’nin” yarım kalan görüş ve düşünceleri ile haftayı açıyoruz..
“M.D.” Sizden biri..
Yani içimizdeki bilgelerden..
“Görüş ve düşüncelerini esirgemeyenlerden, yani nemelazımcı cenahtan” değil!
Aslında, yazacak, o kadar çok konu var ki?
Onları erteleyerek, sevgili dostum “M.D’nin” göreş ve düşüncelerini, kaldığımız yerden sizlerle paylaşıyorum:

BU, BİR SİYASİ MESELE DEĞİL?
“Bu bir siyaset meselesi değil, bir hafıza” meselesidir..
Bu ülke aynı hataları tekrar ediyorsa, “sorun kader” değildir.
Sorun, unutulan derslerdir!.
“Tarih konuşuyor, ama biz dinlemiyoruz!.”
Sorunun köküne inmeden, “çözüm aramak, çatlak duvara boya” sürmektir.
Türkiye’nin bugününü anlamak için, “bugünün gürültüsüne değil, geçmişin kırılma anlarına bakmak” gerekir.
Çünkü bu tablo, bir gecede oluşmadı; “her dönemde ertelenen sorunlar, bir sonraki krizin” temelini attı.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, “güçlü bir devlet” kuruldu.
Ama, bu güç çoğu zaman tabandan değil, merkezden beslendi.

TEK PARTİ DÖNEMİ?
“Tek parti dönemi”, istikrar sağladı; fakat, “rekabet kültürünü” geciktirdi.
“Çok partili hayata geçildiğinde”, bu kez denge kurulamadı: rekabet vardı ama, kurallar tam oturmamıştı.
Sonra, siyaset ilk büyük kırılmasını yaşadı: “1960 Darbesi.”
O gün sadece bir hükümet devrilmedi; siyasete şu mesaj verildi: “Sandık tek başına yeterli değildir.”
Ardından,“1971 Muhtırası” ve “1980 Darbesi” geldi.
Her müdahale, aynı hatayı büyüttü:
“Siyaseti, olgunlaştırmak yerine zayıflattı!.”
Kendi krizini çözemeyen bir siyaset, “hep dış müdahaleye açık”, hale getirildi.

İSTİKRAR ADINA?
1980 Sonrası kurulan düzen, “istikrar adına” siyaseti, dar kalıplara hapsetti.
Bu da, “güçlü kurumlar yerine güçlü figürler” doğurdu. “Sistem”, geri planda kaldı, “kişiler”, ön plana çıktı.
“Hesap sorulamaz hale gelen yapı, zamanla güven de üretemez”, hale geldi!.
1990’lı Yıllar…
Belki de, en net aynadır!.
“Koalisyonlar, ekonomik çöküşler, güvensizlik ve devletin içindeki karanlık” alanlar..
“Susurluk Skandalı”, bu ülkeye çıplak bir gerçeği gösterdi:
“Denetlenmeyen güç”, eninde sonunda yozlaşır.
Ama, o gün ders almak yerine, mesele kapatıldı. Sorun çözülmedi, sadece ertelendi.

GÜÇ ARTTIKÇA?
2000’lere gelindiğinde, toplum bir şey istiyordu: “güç ve istikrar.”
Ve evet, bir dönem bunlar sağlandı. “Reformlar yapıldı, sistem”, nefes aldı.
Ama, sonra yine aynı tuzağa düşüldü:
“Güç arttıkça, denge “unutuldu.
“Güç”, tek elde toplandıkça, “sistem” sessizleşti.
Oysa, Mustafa Kemal Atatürk, yıllar önce uyarıyordu:
“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”
Bu söz, sadece geçmişin değil, bugünün de pusulasıdır.
Ama, egemenlik; “bazen vesayetle, bazen de denetimsiz güçle” gölgelendi.
Bugün, geldiğimiz noktada, herkes aynı şeyleri konuşuyor:
“Adalet eksik, liyakat zayıf, güven sarsılmış!…”
Ama, kimse, şu soruyu yüksek sesle sormuyor:
“Bu noktaya, bir anda mı geldik?”
Hayır!
Bu, “yıllarca ertelenen doğruların ve görmezden gelinen yanlışların” sonucudur.

GERÇEK ŞU?
Türkiye’de siyaset, uzun süre kendi ayakları üzerinde durmayı, öğrenemedi!.
Ya, “vesayet” altında kaldı!…
Ya da,”denetimsiz gücün ağırlığı altında” ezildi!.
İkisi de, aynı kapıya çıktı:
“Zayıf kurumlar, güçlü tartışmalar..”

VE ASIL MESELE?
Bu ülkenin sorunu, ne sadece geçmiştir, ne sadece bugündür?.
Bu ülkenin sorunu, “ilkesizliğin alışkanlık” haline, gelmesidir.
“İlke” olmayınca:
“Hukuk” eğilir.
“Liyakat” kaybolur.
“Güç, denetlenmez”, hale gelir.
Ve en sonunda,” millet ” yorulur.

SON SÖZ?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “bir millete sadece bir devlet” bırakmadı;
“Bir yol, bir ilke, bir duruş” bıraktı.
O ilkelere dönülmezse, tarih sadece okunmaz!…
“Tekrar yaşanır!.”
Haftanız, sağlıklı güzelliklere vesile olsun!
Biliyorum, “daha CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sakarya mitingi, Sapanca Belediye Başkanı Nihat Arda Şahin ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın son çıkışı ile ilgili”, görüş ve düşüncelerimizi paylaşacağız..
İlginize ve bilginize teşekkür ederiz!
Yusuf Cinal yazıyor, 4 Mayıs 2026


Tarih konuşuyor ama, biz dinlemiyoruz?