autosedat

Ne söylesek, soru oluyor?

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


Sevgili okurlar,
Ülkemizi bir “15 Temmuz Darbe Kalkışması” sendromu yaşadı..
Hala belirsizlikler var!..
Hala cevap bekleyen sorular sıralanıyor!..
Hala, kafaları karıştıran, siyasi iradenin akıl almaz tutumları tartışılıyor?..
Hala, “bu hain FETÖ yapılanmasının şifreleri” çözülmüş değil..
Hala, bu işte NATO’nun, Amerika’nın rolü nedir bilen var mı?
Hala, neden istediğimiz halde, Amerika  FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen’i Türkiye’ye iade etmedi dersiniz?
Bu darbe kalkışması sonrası neden “17-25 Aralık Tarihi milat” edildi ki?
Kimler, korundu dersiniz, kimler?
Ya,“15 Temmuz Darbe Kalkışması” sonrası çıkarılan o yasa?
“15 Temmuz 2016 Tarihinde suç işleyenlerin, suçunu öteleyen kanun?”
Kimler korumaya alındı, neden?
Halen devam eden “15 Temmuz Darbe Kalkışması davaları, bir FETÖ Borsası’na” çevrildi mi?
Çevrildiyse, bundan paraları olanlar mı yararlanıyor, ya diğerleri?
Görüyorsunuz, ne söylesek soru oluyor?
Ne söylesek bir açıklama gereksinimini içeriyor?..

KOLAY AŞILACAK GİBİ Mİ?
Temennimiz Türkiye’nin bunları aşması!..
Türkiye, “bu sendromu” kolay aşacak gibi görülmüyor?
Zira “kutuplaşma” o kadar belirgin artış gösteriyor ki, “bu siyah-beyaz” renklerini bile aratmıyor!
Sözü, şuraya getirmek istiyorum..
Sakarya’da yaşanan bir olayın üstü, örtüldü mü?
Gazeteci, yazar arkadaşımız Hüseyin Cumalı’nın, üzerine cesurca gittiği bir konu bu?

HÜSEYİN CUMALI NELER YAZDI?
Bakınız Hüseyin Cumalı, “Halk 54” adlı sanal gazetenin “Diken” adlı köşesinde, konuyu irdelemeyi sürdürüyor..
Giriş bölümünde Cumalı; ”Tarih:  Nisan 2021…
Yer: İstanbul’da bir tekke…
Dönemin Sakarya Gençlik Spor İl Müdürü Arif Özsoy…
Dönemin Sakarya İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş…
Halen Sakarya İl Müftüsü Hasan Başiş…
Halen Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık…
Irak kökenli Şeyh Muhammed Hüseyni’nin huzuruna çıktı…
Biz buna isyan ettik…
Biz buna ‘yok artık’ dedik…
Biz buna ‘Devlet erkanı bunu nasıl yapar’ dedik…
Bütün bunlar geçen yıl oldu…
Biz “her halde artık böyle şeyler olmaz” derken…
Sağ olsun bizim müftü yine boş durmadı…
Geçen ay Tozlu Cami’ye Şeyh Osman El-Hamis’in adında bir şeyh geldi…
Kuveytli bu şeyh gelince Tozlu Cami çevresi mülteciyle doldu…”
görüşlere yer veriyor..

SAKARYA, TARİKATLARIN ÜSSÜ MÜ?

Cumalı, daha da ileri giderek, “Sakarya’nın, tarikatların kavga üssü” olduğunu, aynı zamanda tarikat şeyhlerinin müritlerinin, taraftarlarının, “Sakarya’da gövde gösterisi” yapmalarının arkasında kim ve kimler olduğunu sorguluyor..
Konuyu, TELE 1 TV’de deneyimli gazeteci, yazar Merdan Yanardağ’da enine boyuna ele aldı..
Ayrıca konu, Halk TV’nın sabah programlarından biri olan ve sunumunu Ayşenur Arslan’ın yaptığı programda da irdelendi..
Allah aşkına, Sakarya’da neler oluyor?
Kentin merkezindeki, Sakaryalılar için çok önemli olan “Adapazarı Tozlu Camii’ni bu şeyh hazretlerine”, kim tahsis eder?
Hangi hakla ve hangi gerekçe ile “Tozlu Camii Iraklı Şeyh Muhammed Hüseyni’nin konferansına tahsis edilir ve buraya kentte bulunan mülteciler akın etmesi” sağlanır?
Bu düpedüz, “tehlikeli bir oyunun parçası değildir de” nedir?
Allah göstermesin, orada bir kıvılcım ateşi çıksa ve kent merkezi karışsa bunun sorumlusu ve vebali kime ait olur?

BİZE NE IRAK’TAN, KATAR’DAN ŞEYHDEN?
Konuyu mutat yazılarında irdeleyen Hüseyin Cumalı, yine yazısına,
”Bize ne Iraklı şeyhten…
Bize ne Kuveytli şeyhten…
Gitsinler kendi ülkelerinde vaaz versinler…
Türkiye Cumhuriyeti’nin müftüsü ve imamları bize yeter…
Var mı daha ötesi…
Nedir bu şeyh, şıh hastalığı!
Akıllanmadınız mı!
15 Temmuz’u yaşamadınız mı!
Bu ülke, 15 Temmuz’da 251 Şehit verdi…
Bunları unuttunuz mu!”
diye sormadan kendini alamıyor?
Şu hale bakar mısınız, Türkiye’nin en gözde illerinden biri olan “Sakarya, maalesef tarikatların merkez üssü” haline getirildi..
Buna ne yazık ki, “resmi erkan, siyasiler, iş adamları ve vatandaşlarımız da” alet oluyorlar..

TARİKATLAR KENTİ SAKARYA MI?
Olmazlarsa, “bu tarikatlar, bu cemaatler, bu dini örgütlenmeler Sakarya’yı merkez üssü” haline getirebilir mi?
Demek ki, “bu kentin tarikatlar, cemaatler bakımından bir albenisi” var!..
Bu konuda bir “altyapı” çoktan hazırlanmış!..
Büyük “deprem korkusu içinde olan insanımızın dini hassasiyetlerinin istismarı” söz konusu!
İşte bu sebeplerdendir ki, “Sakarya FETÖ Yapılanmasının bir başka merkez üslerinden biri olarak seçildi, birçok insanımız, yöneticimiz, iş insanımız, resmi görevliler, ünlü sporcularımız bu manada kullanıldı, istismar” edildi!
Bu kenti, bu toprakları kim, kimler bu hale getirdi dersiniz?
Bileniniz var mı?
Sessuzluk ya?

DEMEK Kİ BİZDE BİR ŞEY VAR?
Lütfen, “kula kulluk etmeyi” bırakalım, yaşamımızdan bu tarikatları, cemaatleri çıkaralım!
Onların,” bu kenti üs seçmelerine” vesile olan davranışlardan, davetlerden, ev sahipliğinden vazgeçelim!?
Bunlara, bu kesime itibar etmeyelim!
Bu bilgi çağında, bu kesimin size vereceği ne ola ki?
Daha şimdiden “15 Temmuz’dan ders almadığımız gibi”, başka tarikatların, cemaatlerin yapılanmaları sizleri ülkemiz adına endişelendirmiyor mu?
Lütfen, bunlara hem para verip, hem de çocuklarınızı teslim etmeyiniz!
Bu sisteme katkı sunan resmi erkanı ve siyasileri uyarınız!
15 Temmuz Darbe Kalkışmasında, “düşen çığın altında kalanları” hep birlikte gördük, yaşadıklarına şahit olduk!
Aman aynı hatayı sizlerde yapmayınız!
Yusuf Cinal yazıyor/20 Temmuz 2022 Brüksel

Ne söylesek, soru oluyor?

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Belhaber.be ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin