İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu gençler üzerindeki baskıya dikkat çekerken iktidara “Ellerinizi çekin” dedi. NATO hazırlıklarını eleştirdi.
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, AK Parti Sözcüsü Çelik’in son açıklamasının Terörsüz Türkiye sürecinde temel çerçeveyi fiilen değiştirdiğini söyledi. ‘Önce şartsız silah bırakılacak, ihtiyaç varsa hukuki düzenlemeler değerlendirilecek’ yaklaşımından ‘Silah bırakmayı gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor’ anlayışına geçildiğine işaret eden Dervişoğlu, “Bu yalnızca bir yöntem değişikliği değildir. Bu, müzakerenin ağırlık merkezinin de değiştiğini gösteren siyasi bir beyan niteliğindedir. TBMM, hiçbir silahlı yapının beklentilerini karşılamak için önceden yasa çıkaran bir kurum değildir. Herkes aklını başına almalıdır” dedi.
Dervişoğlu’nun açıklamaları şöyle:
Geçtiğimiz cumartesi günü Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirilen “Bayrak açıyorum” mitingini hatırlatarak konuşmalarına başlayan Dervişoğlu, “Tandoğan’da millet iradesine şahit olduk” dedi.
Tandoğan bize şunu gösterdi: Türk milletinin hafızası silinmemiştir. Türk milletinin yüreği soğumamıştır. Türk milletinin istiklal aşkı tükenmemiştir. Kimse bu milletin sabrını çaresizlik sanmasın. Kimse bu milletin sükûnetini teslimiyet sanmasın.
O meydanda yükselen ses, Bir saman alevi değil, Bir çoban ateşidir!

MİLLİ EĞİTİM SADECE MÜFREDAT DEĞİLDİR
Bugün Türkiye’de eğitim sadece müfredat meselesi değildir. Çocuğun okula aç gitmesidir. Öğretmenin sınıfa huzurla girememesidir. Ailenin eğitim yükünü taşıyamamasıdır.
Milli eğitim sadece ders programı değildir. Milli eğitim, milletin kendisini geleceğe taşıma iradesidir. Türkçeyi doğru konuşan, doğru yazan, doğru düşünen nesiller yetiştirmektir.
Milli eğitim, hurafeyi tarih diye okutmak değildir; tarihini bilen, milletinin kaderini anlayan, dünyaya açık ama vatanına bağlı gençler yetiştirmektir. Evladımıza sadece bilgi değil; görgü, sorumluluk, haysiyet ve muhakeme kazandırmaktır.
Bu durumda Milli Eğitim Bakanı’nın görevi saraya sinyal çakmak değil, Cumhuriyet’in çocuklarına sahip çıkmaktır. Öğretmenleri itibarsızlaştırmak değil, onların yanında durmaktır.
Bakanlığın görevi okulu vakıf ve dernek ağlarına bırakmak değil, devletin okullarını güçlendirmektir. Ama bu iktidarda ne böyle bir irade, ne böyle bir vizyon, ne de böyle bir millî duygu vardır.
Tandoğan’da milletin itirazının, bayrak açışının sebeplerinden biri de işte bu millîsiz eğitim anlayışınadır. Bu torpil düzeninedir. Bu mankurtlaştırma siyasetinedir. Bu pedagojik fukaralığadır. Ezcümle bu iktidarın sadece terör seviciliğine değil, eğitim politikasınadır. Millet, bayrağı bu olumsuzluklara açmıştır. Açmaya da devam edecektir.

CUMHURİYET’İN EĞİTİM ANLAYIŞI
Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin ülküsü aynı zamanda bir eğitim seferberliğidir. Cumhuriyet, çocuğu kula kulluktan çıkarıp yurttaş yapan büyük hamledir. Cumhuriyet, köydeki evladımıza da şehirdeki evladımıza da aynı ufku göstermenin adıdır.
Cumhuriyet, milletin her ferdine “Sen düşünebilirsin, sen sorabilirsin, sen itiraz edebilirsin” deme cesaretidir.
Biz vatanını seven, aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür gençlik istiyoruz. Onların beklediği ise el pençe divan duran, eleştirmeyen, itiraz etmeyen biat neslidir.
GENÇLER ÜZERİNDEN SİYASET YAPILIYOR

Onların yaptığı; beğenmediklerine burs, yurt vermemektir. Mülakat kuyruklarında yok etmektir. Espri yapanı, tweet atanı, itiraz edeni sorgusuz sualsiz, zalimce içeri atmaktır. Fişlemek, korkutmak, sindirmektir.
Bir dönem sağcı-solcu kavgasından bir kuşağı yitirdik. Bitmedi, Alevi-Sünni diye kavga ettirdiler. Laik-anti laik, seküler-dindar diye bir başka kuşağımızı da zehirlediler. Yıllardır etnik ve mezhebi kardeş kavgasını körüklüyorlar. Sadece bir kuşağı değil, topyekûn milleti hedef alıyorlar.
Şimdilerde sosyal medyanın zehirli ve sorumsuz dili üzerinden post-modern bir ayrışmayı körüklüyorlar. Ortak değerlerimizi unutturup, sevinçte ve kederde ortaklaşmamızı engellemeye çalışıyorlar.
İşte son günlerde yaşadıklarımıza bir bakın. Ayrışmak için, kavga için çeşitli bahaneler üretenler var. Bir nesli de böyle birbirine düşman etmeye çalışıyorlar.
“GENÇLERİMİZİN YAKASINDAN DÜŞÜN”
Buradan herkese sesleniyorum: Bu kirli tezgâhlara değil bir kuşağımızı, tek bir gencimizi bile yedirmeyeceğim. Bu mübarek toprakların sahibi gençlerimizi birbirine düşman etmeye çalışan kirli tezgâhlara geçit vermeyeceğim.
Yeter artık, yetti artık. Binlerce yıldır “biz” diyebilen bu büyük milleti daha fazla ayrıştıramayacaksınız. Sizin sıcak koltuk hesaplarınıza, menfaat senaryolarınıza bu milletin evlatlarını kurban ettirmeyeceğim. Bize yaşattınız, onlara yaşatmanıza izin vermeyeceğim.
Her bir evladımız yeniden “biz” diyene kadar durmayacak, size rahat vermeyeceğim. Düşün arkadaş, gençlerin yakasından düşün artık.
Omuz omuza verdiklerinde neler yapabileceklerini bildiğimiz o pırıl pırıl gençlerimizin arasına nifak tohumları ekmekten vazgeçin artık. Düşün yakalarından. Bırakın özgürce konuşabilsinler. Bir sosyal medya paylaşımından dolayı hayatlarını zehir etmeyin.
Genç fikirlerden korkmayın, korkutmayın. Yeter artık. Türk gençliği baskıyı değil, hürriyeti, adaleti ve eşitliği hak ediyor.
NATO ZİRVESİ
Gelecek hafta Ankara’da NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi yapılacak.
Türkiye, tarihî ve jeopolitik konumu itibarıyla böyle bir zirveye ev sahipliği yapabilecek yeterlilikte bir devlettir. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Türkiye büyük devlettir.
Fakat mesele şudur: Büyük devlet olmak, sadece büyük toplantılara ev sahipliği yapmakla olmaz. Büyük devlet olmak, o toplantılara kurumsal ciddiyetle ve millet onuruyla hazırlanmakla olur.
ANKARA’DAKİ TEDBİRLER ELEŞTİRİLDİ
Bugün Ankara’da yaşanan manzaraya bakıyoruz.
Yollar kapanıyor. Şehir, olağan düzeninden çıkarılıyor. Üniversiteler, kamu kurumları kapatılıyor. Gündelik hayat, güvenlik tedbirleri bahanesiyle zorlanıyor. Gazetecilerin akreditasyonları tartışma konusu oluyor. İnsanlar yasaklarla, gözaltılarla karşı karşıya bırakılıyor.
Bu telaş nedir? Bu eyyamcılık nedir?
İYİ PARTİ’NİN KANUN TEKLİFİ
İYİ Parti Meclis Grubu olarak bir kanun teklifi verdik. Amacımız, bu tedbirler kapsamında doğacak olan ekonomik yükü esnafımızın omuzundan almaktır.
İktidara sesleniyorum:
1-31 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ankara genelinde faaliyet gösteren işletmelerin kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi stopajı almayın.
Aynı tarih aralığında, Ankara’da faaliyet gösteren özel sektör işverenlerinin sigorta primlerinin işveren payını, Ankara’da gelir vergisi mükellefi olan veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı Bağ-Kur kapsamındaki sigortalıların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası primlerini de Hazine’den karşılayın.
“VATANDAŞ MAĞDUR EDİLMEMELİ”
Madem Ankara’yı Brezilya favelası gibi tenekelerle çevirmeyi biliyorsunuz, başka bir mağduriyet, başka bir utanç ve rezalet yaratmayın.
Türkiye, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak zorunda değildir. Gazeteciden, öğrenciden, akademisyenden, sivil toplumdan korkmak zorunda değildir.
Devlet ciddiyeti bu değildir.
“TÜRKİYE’NİN İTİBARI HUKUKLA ÖLÇÜLÜR”
Türkiye’nin itibarı, boyanan duvarlarla, kapatılan yollarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez.
Türkiye’nin itibarı, hukukunun güvenilirliğiyle, kurumlarının ciddiyetiyle ve dış politikasının tutarlılığıyla ölçülür.
Türkiye’nin yeri, ne günübirlik öfke nöbetleriyle ne de mahcup sadakat şovlarıyla belirlenemez.
Türkiye’nin ekseni, ne şahısların öfkesi ne de saray diplomasisinin mahcubiyetidir.
Türkiye’nin ekseni, Türk milletinin menfaatidir.
“TANDOĞAN’DA UMUDU GÖRDÜM”
Bütün bu olumsuzluklar içinde bir şey parlıyor. Ben onu Tandoğan’da gördüm. O meydandaki yüzlerde gördüm. Bayrağı tutan ellerde gördüm. Gözlerindeki kararlılığı kaybetmeyen vatandaşlarımızda gördüm. Türk milleti pes etmemiştir. Türk milleti dağılmamıştır. Türk milleti umudunu kaybetmemiştir. Bu milletin iradesi varsa, herkes iyi bilsin ki bu düzen değişir.
“TANDOĞAN’DAKİ İRADE YARININ HAZIRLIĞIDIR”
Tandoğan’da gördüğümüz budur. Tandoğan’da gördüğümüz irade, sadece bugünün itirazı değil, yarının iktidar hazırlığıdır. Biz bu hazırlığı ciddiyetle, programla, kadroyla ve millet sevgisiyle sürdürüyoruz. Biz İYİ Parti olarak bunun için buradayız. Biz, Türkiye için buradayız.
“BU SES, MİLLETİN TARİHİNDEN GELEN SESTİR”
Tandoğan’da hep birlikte yükselttiğimiz ses, bu milletin tarihinden gelen sestir. O ses, haksızlığa itiraz edenlerin sesidir. O ses, “Bu vatan sahipsiz değildir” diyenlerin sesidir.
VATAN SEVDALILARINA BİRLİK ÇAĞRISI
Bütün vatan sevdalılarına sesleniyorum: Gelin, çocuklarımızın okulunda birleşelim. Öğretmenimizin onurunda birleşelim. Emeklimizin sofrasında birleşelim. Çiftçimizin tarlasında, işçimizin alın terinde, sanatçının hayal gücünde, gencimizin hedeflerinde birleşelim. Adaletin terazisinde birleşelim. Cumhuriyet’in çatısı altında birleşelim.
“BİZİM KAVGAMIZ ADALETSİZLİKLEDİR”
Bizim kavgamız adaletsizlikledir. Bizim kavgamız yoksullukladır. Bizim kavgamız liyakatsizlikledir. Bizim kavgamız kayırmacılıkladır. Bizim kavgamız bu milleti çaresiz sanan anlayışladır.
Aykut Metehan/Yeniçağ Gazetesi/BelHaber



