Yusuf Cinal
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İnsanları korkutarak, nereye varılır ki?

İnsanları korkutarak, nereye varılır ki?

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sevgili okurlar,
İnsan hayatı boyunca yaşanılanlar, artıları ve eksileri ile hepimizi yakından ilgilendiriyor..
Gerçekten, çevremizde neler olup, bitiyor?
Her duyarlı vatandaş olarak, “bu olup bitenlere kafa yormamız”, gerekmiyor mu?
Ya da, “bana ne canım” diyerek, bir kenara mı çekilelim?
“Aile, birey, toplum, ülke” içinde yaşanılanlara, ” bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek, “kendimizi tüm olup bitenlerden soyutlamamızın”, ne yararı olur ki?
“Bütün bu çürümüşlüğün, kokuşmuşluğun, ahlaksızlığın, yolsuzlukların, vurdum duymazlıkların,  sapıklıkların, nemelazımcı zihniyetlerin, uyuşturucu bağımlılığın, fazla tamahın, hırsın, öfkenin, hır-gür çıkarmanın, ona-buna sataşmanın, kadın ve çocuk cinayetlerinin, intiharların, gücü kötüye kullanmanın, devlet malana çökmenin, kul hakkına girmenin..” bir gün, bizi de etkileyeceğini, bilmez miyiz?
Bakınız,  “ülke genelini bir kenara bırakarak, Sakarya geneline gelecek olursak, manzaranın, gelişmelerin, yaşanılanların, önümüzdeki fotoğrafın”, hiçte iç acıcı olmadığını görürüz!

EŞİNE KURŞUN YAĞDIRDI?
İşte sizlere, taze, taptaze bir olay ve kesitleri:
22 Şubat 2026 Akşamı Sakarya’nın Arifiye ilçesinde meydana gelen ve geniş yankı uyandıran, bir kadın cinayeti işlendi.
Unuttunuz, değil mi?
Belki de, haberiniz olmadı!
Maalesef, “49 Yaşındaki Nurcan Gündağan, dini nikahlı olarak birlikte yaşadığı Recep Kurtboz” tarafından öldürüldü..
Cinayete sahne olan tren istasyonunda, silah seslerini duyanların anlattıkları, tüyler ürpertti..
Recep Kurtboz, yanında taşıdığı tabancası ile tren istasyonunda yakaladığı, nikâhlı eşi Nurcan Gündağan’a kurşunları yağdırdı.
Sonuç olarak, “yaralı olarak hastaneye kaldırılan karı-koca hayatlarını” kaybettiler.
Birinin cenazesi İstanbul’da, diğerinin cenazesi ise, Serdivan’da toprağa verildi.
Kim bilir, ne sorunları vardı?
Değdi mi?

ÜZÜNTÜ VERİCİ!
Elbette, “sadece Sakarya’da değil, bu tür cinayetler, yurdun her köşesinde işlenir” oldu!..
Hatırlayınız, Karapürçek ilçesinde de, buna benzer bir başka namus cinayeti işlendi..
Asıl, üzüntü verici olan da burası!
Şüphesiz, konuyu iyi bir analiz için, elimizde yeterli veri yok..
Ama ülke genelinden, Sakarya ölçeğine indiğimizde, kadın cinayetlerinin çokluğu düşündürücüdür.
”Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”(KCDP) ve BİANET gibi sivil toplum kuruluşları ve birçok siyasi partinin kadın kolları, bu cinayetleri önlemede, büyük çaba gösteriyorlar..

BİANET VERİLERİ?
“Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın da şüphesiz önleyici, koruyucu, bilgilendirici çalışmaları”, söz konusu..
Dikkat ederseniz, “BİANET 2025 Verilerine göre, 299 Kadın cinayete kurban gitmiş, 471 Kadının ise ölümü şüpheli görülmüş, aynı yıl içinde de 64 çocuk, erkekler tarafından” öldürülmüş..
İlginçtir, “kadınların 195’i sevgili, eski eş veya partnerleri tarafından yaşamdan” koparılmış..
Kadın cinayetlerine ilişkin, birçok detay var..
Ama söylemek istediğim, bir başka husus?
Türkiye’de, “maşallah Diyanet İşleri’ne bağlı  binleri aşan camilerimiz, bu camiler çerçevesinde kurulmuş sivil örgütler, yapılanmalar” var..
Bu mekanlarda, “özellikle kadın cinayetleri konusunun enine, boyuna işlendiğine”, tanıklık etmedim!..

İNSANLARI KORKUTMAK?
Varsa, yoksa, “ cennet, cehennem, günah, haram, helal..” ve diğer konular,” hutbelere ve vaazlara” konu oluyor..
İnsanları korkutarak, nereye varılır ki?
Gerçekler, ne güne duruyor?
Oysa, “bu mekanlardan yükselecek sesler, evlerde, sokaklarda, caddelerde büyük yankı” uyandıracaktır..
Mesele, cami sayısını artırmak kadar, yaşamsal bilgilerin paylaşılması olmalıdır..

PARA, PARA, PARA!
“Sürekli para toplama işine alet olan din adamlarımızın, çoğu defa, cami yakın çevresindeki fakir-fukara, evlilik yaşı gelmiş gençlerin izdivacı, okul, kütüphane yapımı konusunda harekete geçtiklerine”, şahit olamıyoruz!
Öte yandan, “sürekli gündemde olan hac ve umre ziyaretleri yerine, ülke içinde, yardımlaşmayı teşvikte” unutuldu?
Elbette, parası, hali vakti yerine olanların, hac ibadeti için olduğu kadar, umreye de gitmeleri doğal..
Ne, diyebiliriz ki?
Her yıl, “bu yolda olanların israfları, gösterişleri”, nasıl izah edilecek?
İslam, buna cevaz veriyor mu?

ÖZGÜRLÜĞÜN SEMBOLÜ?
Demem o ki,” insanımızı bilgilendirelim, haberdar edelim, uyaralım, yaşama bağlılık, aile olma, konu-komşuya saygı, sevgi ve iyi bir vatandaş olma yolunda seferber olsak”, ne kaybederiz ki?
Bu mübarek Ramazan ayı günlerinin, “bu tür bilgilendirmelere, uyarılara, nasihatlere vesile olması temennisi ile gününüz aydın, sofranız bereketli ve gönlünüz hoş olsun!”
Bilinmeli ki,” Özgürlüğün en büyük sembolü, kendi ayakları üzerinde duran kadındır.”
Yusuf Cinal yazıyor, 28 Şubat 2026



 

.

İnsanları korkutarak, nereye varılır ki?