Aynı gün içinde önce hükümetler masaya oturdu, ardından Avrupa’daki Türk iş dünyası söz aldı; Türkiye ile Hollanda ekonomik ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı.
JETCO’da devletler ekonomik yol haritasını belirledi, Amsterdam’da ise Avrupa’daki Türk iş dünyası bu vizyonu nasıl büyüteceğini konuştu.
Amsterdam’daki DEİK-DTİK toplantısına, Avrupa’nın dört bir yanından, hatta ABD’den 500’e yakın işadamı ve yatırımcı katıldı.
Biz kartvizit dağıtmaya değil, güven oluşturmaya geldik.” mesajı, DTİK toplantısının en dikkat çeken vurgularından biri oldu.
Bir bavulla başlayan gurbet yolculuğu, bugün Avrupa’da otel açan, sanayi yatırımı yapan ve uluslararası markalar oluşturan bir başarı hikâyesine dönüştü.
Hollanda’da açılan yeni Radisson Oteli, Avrupa’daki Türk girişimcilerinin ulaştığı ekonomik gücün yeni simgelerinden biri oldu.
(Haberin Hollandacası en altta.
De Nederlandse versie staat onderaan)

Türkiye ile Hollanda arasındaki ekonomik ilişkiler açısından önemli bir güne tanıklık edildi.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, aynı gün içinde Lahey ve Amsterdam’da gerçekleştirilen iki önemli toplantıya katılarak, önce devletler arasındaki ekonomik iş birliğini, ardından da Avrupa’daki Türk iş dünyasının gelecek vizyonunu değerlendirdi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın Lahey temasları, sabah saatlerinde iki ülke hükümetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Türkiye-Hollanda Ortak Ekonomik ve Ticaret Komitesi (JETCO) toplantısıyla başladı.
Bu toplantıda, ticaretin geliştirilmesinden yatırımların artırılmasına, iş dünyasının yaşadığı vize sorunlarından Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesine kadar pek çok stratejik konu ele alınırken, önümüzdeki dönemin ekonomik yol haritasını belirleyen 6. Dönem JETCO Protokolü de imzalandı.
Günün ikinci bölümünde ise ekonomik diplomasinin merkezine bu kez iş dünyası oturdu. Avrupa’nın dört bir yanından gelen Türk yatırımcılar ve iş insanları, DEİK-DTİK Avrupa Temsilcileri ile birlikte Bakan Bolat’la bir araya geldi…
Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik ilişkileri, yatırım imkanlarını ve küresel ticarette yaşanan yeni gelişmeleri değerlendirdi. Böylece aynı gün içinde önce devletler ekonomik iş birliğinin çerçevesini belirledi, ardından özel sektör bu vizyonun sahaya nasıl yansıtılacağını masaya yatırdı.
LAHEY’DEKİ İLK TOPLANTI

HOLLANDA İLE TÜRKİYE EKONOMİK İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM
Lahey’de JETCO toplantısı yapıldı; ticaret, yatırım ve Gümrük Birliği masaya yatırıldı.
Türkiye ile Hollanda arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceğini şekillendirecek en önemli toplantılardan biri bugün Lahey’de gerçekleştirildi.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Sjoerd Sjoerdsma’nın eş başkanlığında düzenlenen 6. Türkiye-Hollanda JETCO Toplantısı, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımların geliştirilmesi açısından yeni bir yol haritasının kabul edilmesiyle sonuçlandı.

İki bakanın imzaladığı JETCO Protokolü ile önümüzdeki dönemde ekonomik iş birliğinin hangi alanlarda yoğunlaştırılacağı da belirlendi.
MASADA HANGİ KONULAR VARDI?
Toplantıda karşılıklı ticaretin artırılması, yatırımların teşvik edilmesi, müteahhitlik ve teknik müşavirlik hizmetleri, üçüncü ülkelerde ortak projeler, KOBİ’ler arasındaki iş birliği, enerji, tarım, su yönetimi, ulaştırma, finans, döngüsel ekonomi ve yeşil dönüşüm başta olmak üzere çok sayıda stratejik konu ele alındı. Ayrıca Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusu da görüşmelerde önemli yer tuttu.
HOLLANDA HÂLÂ EN BÜYÜK YATIRIMCI
Bakan Bolat, toplantının ardından yaptığı açıklamada Hollanda’nın Türkiye’nin en büyük yabancı yatırımcısı olmayı sürdürdüğünü belirtti.
Verilen bilgilere göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015 yılında 6,3 milyar dolar iken, 2025 yılında 13,3 milyar dolara yükseldi. Hollanda’nın Türkiye’deki yatırım stoku 39,2 milyar dolara, Türk şirketlerinin Hollanda’daki yatırım stoku ise 24,3 milyar dolara ulaştı.
İŞ DÜNYASI DA TOPLANTIYA KATILDI
JETCO görüşmeleri yalnızca iki ülkenin bakanları arasında yapılmadı.
Türk ve Hollandalı kamu yetkililerinin yanı sıra iki ülkenin iş dünyasını temsil eden yatırımcılar ve iş insanları da toplantılarda hazır bulundu.
Aynı kapsamda düzenlenen Türkiye-Hollanda İş Forumu’nda şirketler arasında yeni yatırım ve ortaklık imkânları değerlendirildi. Forum, Hollanda Dışişleri Bakanlığı, RVO, Türk Büyükelçiliği ve iş dünyası kuruluşlarının iş birliğiyle gerçekleştirildi.
JETCO NEDEN ÖNEMLİ?

Bu toplantının en önemli yönü, imzalanan protokolün sadece bugünü değil, gelecek yıllardaki ekonomik ilişkileri de yönlendirecek olmasıdır.
Hollanda, uzun yıllardır Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük yatırım ortağı konumunu koruyor. Aynı zamanda Türk şirketleri için Avrupa pazarına açılan en önemli kapılardan biri olmayı sürdürüyor.
Lahey’deki JETCO toplantısı da, sadece mevcut ticaret hacmini büyütmeyi değil; teknoloji, sürdürülebilirlik, yeşil ekonomi ve yeni yatırımlar gibi alanlarda iki ülke arasındaki iş birliğini daha ileri taşımayı hedefleyen stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
ŞİMDİ GÖZLER AMSTERDAM’DA
Lahey’de hükümetler ekonomik iş birliğinin çerçevesini belirledikten sonra gözler Amsterdam’a çevrildi. Bu kez masada devlet temsilcileri değil, Avrupa’nın dört bir yanından gelen Türk yatırımcılar, sanayiciler ve iş dünyasının temsilcileri vardı.

Türk girişimciler Turgut Torunoğulları, Osman Çelik, Cemal Polat ve kısa süre önce hayatını kaybeden Tugay Osanmaz’ın eşi Camelia Doerga’nın ortaklığında hayata geçirilen Radisson Hotel Amsterdam Schiphol Airport Hoofddorp’un açılışı da Bakan Bolat tarafından gerçekleştirildi.
Açılış kurdelesini kesen Bolat, “Türkler artık büyük müteşebbisler haline geldi. Gittiğimiz her yerde Türk iş insanlarının büyük işletmelerini görüyoruz.” diyerek Avrupa’daki Türk girişimcilerin ulaştığı seviyeye dikkat çekti.
“AVRUPA’DAKİ TÜRK İŞ DÜNYASI ARTIK YENİ BİR DÖNEME GİRDİ”

Toplantının açılış konuşmasını yapan DTİK Avrupa Temsilciler Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun son altmış yılda büyük bir dönüşüm yaşadığını belirterek, artık sadece çalışan değil; üreten, yatırım yapan, marka oluşturan ve bulundukları ülkelerin ekonomilerine yön veren güçlü bir girişimci topluluğu haline geldiklerini söyledi.
İlk kuşağın Avrupa’ya büyük fedakârlıklarla geldiğini hatırlatan Torunoğulları, bugün onların çocukları ve torunlarının uluslararası şirketler kuran, otel yatırımları yapan, ihracat gerçekleştiren ve binlerce kişiye istihdam sağlayan iş insanları olarak yeni bir başarı hikâyesi yazdığını ifade etti.
Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen Türk girişimcilerin artık yalnızca kendi şirketlerini değil, aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü, girişimcilik ruhunu ve güvenilirliğini temsil ettiğini vurgulayan Torunoğulları, ekonomik başarıların temelinde güven duygusunun bulunduğunu söyledi.
DTİK’in varlık nedeninin iş insanlarını aynı çatı altında buluşturmak olduğunu belirten Torunoğulları, “Tek başımıza başarılı olabiliriz ama birlikte olursak çok daha güçlüyüz.” diyerek ortak hareket etmenin önemine dikkat çekti. Avrupa’nın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren Türk girişimcilerinin birbirlerinin rakibi değil, birbirlerinin gücü ve tecrübesi olduğunu ifade eden Torunoğulları, geleceğin en büyük başarısının tek tek büyümek değil, birlikte büyümek olacağını söyledi.
Konuşmasında Hollanda’nın ayrı bir yere sahip olduğunu da belirten Torunoğulları, bu ülkede işçi olarak başlayan göç hikâyesinin bugün uluslararası yatırımlara dönüştüğünü, toplantının yapıldığı otelin de bunun en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Otelin sadece modern bir yatırım değil, aynı zamanda ortak aklın, güvenin ve birlikte yatırım yapabilme kültürünün sembolü olduğunu dile getirdi.

Toplantının amacının sadece konuşmalar yapmak ya da kartvizit alışverişinde bulunmak olmadığını özellikle vurgulayan Torunoğulları, “Bizim hedefimiz birbirimize kart vermek değil; birbirimizi tanımak, güven oluşturmak ve uzun yıllar sürecek ortaklıkların temelini atmaktır.” dedi. Büyük iş birliklerinin çoğu zaman resmî toplantılardan çok samimi sohbetlerde doğduğunu belirten Torunoğulları, bu nedenle otelin bahçesine kurulan büyük çadırın da katılımcıların birbirlerini daha yakından tanıyabilecekleri bir ortam oluşturmak amacıyla hazırlandığını anlattı.
Torunoğulları, “İş insanının en büyük sermayesi parası değil, ismidir. O ismi büyüten ise dürüstlük, güven ve birbirimize sahip çıkma iradesidir.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Genç girişimcilere de seslenen Torunoğulları, yeni neslin teknolojiye, yapay zekâya, dijitalleşmeye ve yeşil dönüşüme daha fazla yönelmesi gerektiğini belirterek, başarı kadar dayanışmanın da Avrupa’daki Türk iş dünyasının geleceğini belirleyeceğini söyledi.
Konuşmasının sonunda DTİK bünyesinde Kadınlar Kurulu’nun kuruluş çalışmalarının da hızla devam ettiğini açıklayan Torunoğulları, Avrupa’daki Türk iş dünyasında kadın girişimcilerin daha etkin rol üstleneceğine inandığını belirterek, “İnanıyorum ki gelecekte kadınlarımız birçok alanda erkeklerden de daha güçlü bir konuma ulaşacaktır.” dedi.
Toplantı sonrasında, basın mensuplarına da özel olarak teşekkür eden Torunoğulları, gazetecilerin sadece haber yapan kişiler değil, toplumların hafızasını oluşturan ve başarı hikâyelerini gelecek kuşaklara aktaran önemli bir görev üstlendiklerini ifade etti. Konuşmasının sonunda kısa süre önce hayatını kaybeden gazeteci Yalçın Çakır’ı rahmetle anan Torunoğulları, duayen gazeteci İlhan Karaçay şahsında tüm basın mensuplarına teşekkür ederek, iş dünyasının sesini kamuoyuna ulaştıran gazetecilerin emeklerinin büyük değer taşıdığını söyledi.

Daha sonra söz alan, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, sistemde kartların yeniden karıldığı bir süreçten geçildiğini belirterek, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir diplomatik ve lojistik inisiyatif başlattıklarını açıkladı.
Dünyanın önde gelen ekonomi yayınlarından Financial Times gazetesine tam sayfa ilan verdiklerini belirten Olpak; Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Konseyi başkanlarına stratejik bir çağrıda bulunduklarını ifade etti. Olpak, “Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Birbirimize olan ihtiyacımız ortada, ilişkilere artık 60 yıllık eski kalıplarla bakmamalıyız” mesajını verdiklerini ve bu girişimin Avrupa kanadında olumlu karşılık bulduğunu vurguladı.
Girişimin ikinci ayağında 9 Mayıs Avrupa Günü’nü hedeflediklerini dile getiren DEİK Başkanı; Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Belçika Başbakanı’na hitaben yazılan açık mektupların da Avrupa basınında geniş yer bulduğunu belirtti. Olpak, küresel ticaret ve lojistik ağlarının yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye’nin merkezî rolünü ve iş birliği vizyonunu uluslararası kamuoyuna anlatmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
BÜYÜKELÇİ YAZGAN: BU ORGANİZASYONLARIN GERÇEK SAHİBİ SİZLERSİNİZ.

Konuşma sırası Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan’a geldiğinde, sözlerine yaklaşan vedanın duygusu da eşlik ediyordu. Kiev Büyükelçiliği’ne atanmasının ardından Hollanda’daki son önemli programlarından birine katılan Yazgan, “Bu toplantının Hollanda’daki ilk ve son açılış konuşmasını yapma fırsatı bana nasip oldu. İnşallah hayırlara vesile olur.” diyerek, salondakilere hem anlamlı hem de duygusal bir mesaj verdi.
Yazgan konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sayın Bakanım, Sayın Bakan Yardımcım, kıymetli protokol üyeleri, değerli iş insanlarımız ve kıymetli misafirler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada Türkiye’den eğitim alıp iş dünyasına atılan genç girişimcilerimizle, uzun yıllardır Avrupa’da başarılı çalışmalar yürüten tecrübeli iş insanlarımızı bir arada görmek büyük bir mutluluk. Aslında bu organizasyonların gerçek sahibi sizlersiniz. Çünkü sizler üretmeseniz, yatırım yapmasanız ve ticaret yapmasanız ne ticaret müşavirliklerine ne de bu tür platformlara ihtiyaç olurdu. Bu yapıları anlamlı kılan, sizlerin ortaya koyduğu emek ve başarıdır.
Artık Avrupa’da üçüncü neslin kurduğu, teknolojiyi etkin kullanan, modern finans sistemleriyle çalışan güçlü bir iş dünyası var. Bundan sonraki hedefimiz, sadece kendi çevremizi değil, farklı ekosistemleri de birbirine bağlayan güçlü bir iş ağı oluşturmaktır. Herkesin kendi tecrübesini ve imkânlarını paylaşarak birbirine katma değer ürettiği bir iş birliği kültürü geliştirmemiz gerekiyor.
Günümüzde iş dünyasında coğrafi sınırlar eski önemini kaybetti. Ancak finansmana erişim hâlâ başarının en önemli unsurlarından biri. Hollanda, sermayeye erişim ve uluslararası ticaret açısından çok önemli bir merkezdir. Bu avantajı doğru iş birlikleriyle değerlendirebilir, turizmden sanayiye, hizmet sektöründen teknolojiye kadar birçok alanda yeni fırsatlar oluşturabiliriz.
Bu süreçte bizlere destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum. Sayın Bakanımızın ve heyetinin ziyareti bizler için büyük bir motivasyon kaynağıdır. Ayrıca bu güzel tesisi iş dünyamıza kazandıran Torunoğulları ailesini de gönülden tebrik ediyor, hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.
Katılımınız için hepinize teşekkür ediyor, verimli ve başarılı bir toplantı temenni ediyorum.”

…ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat:
“Hollanda ile ticaret hedefimiz 20 milyar dolar”
Hollanda’nın 40 milyar dolarlık yatırımla Türkiye’nin en büyük doğrudan yatırım ortağı olduğunu hatırlatan Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacmini kısa vadede 15 milyar dolara, 2030 yılına kadar ise 20 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.
T.C Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hollanda’da düzenlenen Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin küresel ekonomik dalgalanmalara rağmen emin adımlarla büyüdüğünü belirten Bolat, Avrupa Birliği (AB) ile olan güçlü entegrasyona ve yeni ticaret rejimlerindeki gümrük muafiyeti başarılarına dikkat çekti.
Türkiye Ekonomisi 1.6 Trilyon Doları Aştı
Bakan Bolat, Türkiye’nin milli gelirinin 1 trilyon 640 milyar dolara ulaştığını ve toplam dış ticaret hacminin 840 milyar doları bulduğunu ifade etti. Döviz gelirlerinin %75’inin ihracattan sağlandığını vurgulayan Bolat, “Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki coğrafyada en güçlü ikinci imalat ülkesidir” dedi.
Gümrük Birliği Kazanımları Korundu
AB’nin dün yürürlüğe koyduğu yeni çelik rejimi ve e-ticaretteki gümrük muafiyetlerini kaldırma kararlarına değinen Bakan Bolat, yürütülen yoğun müzakereler neticesinde Türkiye’nin Gümrük Birliği’nden doğan haklarının korunduğunu müjdeledi. Bolat, Türk firmalarının AB ülkelerine gümrük vergisi ödemeden girmeye devam edeceğini belirtti.
Hollanda ile Hedef 20 Milyar Dolar
Hollanda’nın 40 milyar dolarlık yatırımla Türkiye’nin en büyük doğrudan yatırım ortağı olduğunu hatırlatan Bolat, iki ülke arasındaki ticaret hacmini kısa vadede 15 milyar dolara, 2030 yılına kadar ise 20 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Hollanda’da Lojistik ve Savunma Sanayii Vurgusu
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hollanda’da gerçekleştirdiği konuşmada küresel gelişmelerin lojistik hatlar üzerindeki etkisine ve Türkiye’nin bu alandaki stratejik hamlelerine dikkat çekti. ABD ve İran arasında yaşanan son gerilimlerin Orta Doğu’daki enerji ve ticaret koridorlarının önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Bolat, demir yolu bağlantılarının ve Avrupa’ya uzanan koridorların kritik bir rol oynadığını vurguladı.
Yürütülen aktif dış politikalar sayesinde Türkmenistan ve Suriye ile transit ticaret anlaşmalarına varıldığını ifade eden Bakan Bolat, on yılı aşkın süredir kapalı olan demir yolu hatlarının yeniden ticarete açıldığını müjdeledi. Vizelerin verilmesiyle birlikte Türk ürünlerinin Irak ve Suriye üzerinden Abu Dabi, Dubai ve Suudi Arabistan başta olmak üzere tüm Körfez ülkelerine kesintisiz ulaştığını belirten Bolat, dünya ticaretinin yaklaşık %60-65’inin lojistik kanallarla döndüğünü hatırlatarak önü en açık iki sektörü lojistik ve savunma sanayii olarak işaret etti.
SORULAR VE CEVAPLAR

Panelde konuşmacıların sunumlarını tamamlamasının ardından programın en hareketli bölümlerinden biri olan soru-cevap oturumuna geçildi. Avrupa’nın dört bir yanından, hatta Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’dan gelen Türk iş insanları ile yatırımcılar, panelde dile getirilen konular hakkında merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı buldu.
Katılımcıların gösterdiği yoğun ilgi nedeniyle soru sormak isteyenlerin sayısı kısa sürede arttı. Salonda adeta söz alabilmek için tatlı bir yarış yaşanırken, özellikle ticaret, yatırım, finansmana erişim, Avrupa Birliği ile ilişkiler, vize uygulamaları ve Türkiye’deki yatırım imkânlarına ilişkin sorular peş peşe gündeme geldi.
Soru yöneltmek isteyenlerin heyecanını ve aceleciliğini gülümseyerek karşılayan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, programın sonunda uçağına yetişmek zorunda olmasına rağmen hiçbir soruyu cevapsız bırakmak istemediğini belirterek, “Merak etmeyiniz. Biraz sonra uçağa yetişecek olmamıza rağmen, inşallah hepinizin sorularını tek tek cevaplayacağız.” sözleriyle salondakileri rahatlattı.
Bakan Bolat’ın bu yaklaşımı salonda memnuniyetle karşılanırken, soru-cevap bölümü planlanandan daha uzun sürdü. Katılımcılar, hem Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler hem de Avrupa’daki Türk iş dünyasının geleceğine ilişkin konuları doğrudan Bakan Bolat ve panel konuşmacılarıyla değerlendirme imkânı buldu. Böylece toplantı, yalnızca konuşmaların yapıldığı bir program olmanın ötesine geçerek, iş dünyasının beklenti ve önerilerinin doğrudan dile getirildiği verimli bir istişare platformuna dönüştü.
BAKAN YARDIMCISI MUSTAFA TUZCU ANAHTA ROLÜNDEYDİ

Soru-cevap oturumunda katılımcıların yönelttiği teknik ve uygulamaya dönük soruların büyük bölümünü Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu cevapladı. İhracat mevzuatı, yatırım süreçleri, Avrupa Birliği ile yürütülen çalışmalar ve ticaret politikalarına ilişkin soruları ayrıntılı biçimde değerlendiren Tuzcu, verdiği kapsamlı bilgilerle iş insanlarının yoğun ilgisini çekti. Bakan Bolat’ın genel politika çerçevesini çizdiği oturumda, Tuzcu daha çok uygulamaya yönelik konularda yaptığı açıklamalarla dikkat çekti.
ÖZEL BİR PANEL DAHA KURULDU
Lahey’de hükümetler ekonomik iş birliğinin rotasını çizdi. Amsterdam’da ise bu rotanın iş dünyası tarafından nasıl hayata geçirileceği konuşuldu. Aynı gün gerçekleştirilen bu iki buluşma, Türkiye ile Hollanda arasındaki ekonomik ilişkilerde devlet ile özel sektörün ortak vizyonunu ortaya koyan önemli bir tablo oluşturdu.
Toplantı, “Avrupa’da Türk İş Dünyasının Geleceği: Dijital Dönüşüm ve Küresel Rekabet” başlıklı panel ve daha sonraki akşam yemeği ile sona erdi.
******************
TURKIJE EN NEDERLAND KWAMEN OP DEZELFDE DAG BIJEEN VOOR TWEE BELANGRIJKE ECONOMISCHE TOPPEN
Eerst bepaalden de regeringen de economische koers, daarna nam het Turkse bedrijfsleven in Europa het woord; daarmee werd een nieuw hoofdstuk geopend in de economische betrekkingen tussen Turkije en Nederland.
Tijdens de JETCO-bijeenkomst legden beide landen de economische route voor de komende jaren vast. In Amsterdam besprak het Turkse bedrijfsleven in Europa vervolgens hoe deze gezamenlijke visie verder kan worden uitgebouwd.
Aan de DEİK-DTİK-bijeenkomst in Amsterdam namen bijna 500 ondernemers en investeerders deel, afkomstig uit alle delen van Europa en zelfs uit de Verenigde Staten.
“Wij zijn hier niet om visitekaartjes uit te wisselen, maar om vertrouwen op te bouwen.” Die boodschap groeide uit tot één van de meest opvallende uitspraken van de DTİK-bijeenkomst.
De emigratiereis die ooit begon met één enkele koffer, is uitgegroeid tot een succesverhaal van Turkse ondernemers die tegenwoordig hotels openen, industriële investeringen realiseren en internationale merken opbouwen.
Het nieuwe Radisson Hotel dat in Nederland werd geopend, is uitgegroeid tot één van de nieuwste symbolen van de economische kracht die Turkse ondernemers in Europa hebben bereikt.

De economische betrekkingen tussen Turkije en Nederland beleefden een bijzonder belangrijke dag. Minister van Handel prof. dr. Ömer Bolat nam op één dag deel aan twee belangrijke bijeenkomsten in Den Haag en Amsterdam. Eerst besprak hij de economische samenwerking tussen beide staten, waarna hij samen met vertegenwoordigers van het Turkse bedrijfsleven in Europa de toekomstvisie voor verdere economische samenwerking onder de loep nam.
De werkzaamheden van minister Ömer Bolat begonnen in Den Haag met de zesde bijeenkomst van het Joint Economic and Trade Committee (JETCO) tussen Turkije en Nederland, waaraan vertegenwoordigers van beide regeringen deelnamen.
Tijdens deze bijeenkomst kwamen tal van strategische onderwerpen aan bod, variërend van de uitbreiding van de wederzijdse handel en het stimuleren van investeringen tot de visumproblemen waarmee het bedrijfsleven wordt geconfronteerd en de modernisering van de Douane-unie tussen Turkije en de Europese Unie. Tevens werd het protocol van de zesde JETCO-periode ondertekend, waarmee de economische routekaart voor de komende jaren officieel werd vastgelegd.
In het tweede deel van de dag verschoof het zwaartepunt van de economische diplomatie naar het bedrijfsleven. Turkse ondernemers en investeerders uit alle delen van Europa kwamen samen met de Europese vertegenwoordigers van DEİK-DTİK bijeen met minister Bolat. Zij bespraken de economische betrekkingen tussen Turkije en Europa, de investeringsmogelijkheden en de nieuwste ontwikkelingen binnen de internationale handel. Daarmee werd op één en dezelfde dag eerst het kader voor de economische samenwerking tussen beide landen vastgesteld, waarna het bedrijfsleven zich boog over de wijze waarop deze gezamenlijke visie in de praktijk verder kan worden uitgebouwd.
DE EERSTE BIJEENKOMST IN DEN HAAG

EEN NIEUWE FASE IN DE ECONOMISCHE BETREKKINGEN TUSSEN NEDERLAND EN TURKIJE
JETCO-bijeenkomst in Den Haag: handel, investeringen en de Douane-unie stonden centraal
Eén van de belangrijkste bijeenkomsten die richting zal geven aan de toekomstige economische betrekkingen tussen Turkije en Nederland vond vandaag plaats in Den Haag.
De zesde bijeenkomst van het Turkije-Nederland Joint Economic and Trade Committee (JETCO), onder gezamenlijk voorzitterschap van minister van Handel prof. dr. Ömer Bolat en de Nederlandse minister voor Buitenlandse Handel en Ontwikkelingssamenwerking Sjoerd Sjoerdsma, werd afgesloten met de aanvaarding van een nieuwe routekaart voor de verdere ontwikkeling van de handels- en investeringsrelaties tussen beide landen.

Met het door beide ministers ondertekende JETCO-protocol werden tevens de prioritaire terreinen vastgelegd waarop de economische samenwerking zich de komende jaren zal concentreren.
WELKE ONDERWERPEN STONDEN OP DE AGENDA?
Tijdens de bijeenkomst werden tal van strategische onderwerpen besproken, waaronder de uitbreiding van de wederzijdse handel, het stimuleren van investeringen, aannemers- en technische adviesdiensten, gezamenlijke projecten in derde landen, samenwerking tussen het midden- en kleinbedrijf (mkb), energie, landbouw, waterbeheer, transport, financiën, de circulaire economie en de groene transitie. Ook de modernisering van de Douane-unie tussen Turkije en de Europese Unie nam een belangrijke plaats in tijdens de besprekingen.
NEDERLAND BLIJFT DE GROOTSTE BUITENLANDSE INVESTEERDER
Na afloop van de bijeenkomst verklaarde minister Bolat dat Nederland zijn positie als grootste buitenlandse investeerder in Turkije blijft behouden.
Volgens de gepresenteerde cijfers steeg de bilaterale handelsomzet van 6,3 miljard dollar in 2015 naar 13,3 miljard dollar in 2025. De Nederlandse investeringsvoorraad in Turkije bereikte 39,2 miljard dollar, terwijl de investeringen van Turkse bedrijven in Nederland opliepen tot 24,3 miljard dollar.
OOK HET BEDRIJFSLEVEN WAS VERTEGENWOORDIGD
De JETCO-besprekingen beperkten zich niet uitsluitend tot de ministers van beide landen.
Naast Turkse en Nederlandse overheidsvertegenwoordigers waren ook investeerders en ondernemers uit het bedrijfsleven van beide landen bij de bijeenkomst aanwezig.
In hetzelfde kader werd tevens het Turkije-Nederland Business Forum georganiseerd, waar nieuwe investeringsmogelijkheden en samenwerkingsprojecten tussen bedrijven werden besproken. Het forum kwam tot stand in samenwerking met het Nederlandse ministerie van Buitenlandse Zaken, de RVO (Rijksdienst voor Ondernemend Nederland), de Turkse ambassade en diverse organisaties uit het bedrijfsleven.
WAAROM IS JETCO ZO BELANGRIJK?

Het belangrijkste resultaat van deze bijeenkomst is dat het ondertekende protocol niet alleen betrekking heeft op vandaag, maar ook richting zal geven aan de economische betrekkingen tussen beide landen in de komende jaren.
Nederland behoudt al jarenlang zijn positie als de grootste investeringspartner van Turkije binnen Europa. Tegelijkertijd blijft het één van de belangrijkste toegangspoorten voor Turkse ondernemingen tot de Europese markt.
De JETCO-bijeenkomst in Den Haag wordt daarom gezien als een strategische stap die niet alleen gericht is op het vergroten van de huidige handelsomvang, maar ook op het verdiepen van de samenwerking tussen beide landen op gebieden als technologie, duurzaamheid, de groene economie en nieuwe investeringen.
NU RICHTEN DE BLIKKEN ZICH OP AMSTERDAM
Nadat de regeringen in Den Haag het kader voor de economische samenwerking hadden vastgesteld, verplaatste de aandacht zich naar Amsterdam. Ditmaal zaten niet de vertegenwoordigers van de overheden aan tafel, maar Turkse investeerders, industriëlen en vertegenwoordigers van het bedrijfsleven uit alle delen van Europa.

Minister Bolat verrichtte tevens de officiële opening van het Radisson Hotel Amsterdam Schiphol Airport Hoofddorp, een investering die tot stand kwam dankzij de samenwerking tussen de Turkse ondernemers Turgut Torunoğulları, Osman Çelik, Cemal Polat en Camelia Doerga, de echtgenote van de kort geleden overleden Tugay Osanmaz.
Na het doorknippen van het openingslint verklaarde Bolat: “Turken zijn inmiddels uitgegroeid tot grote ondernemers. Waar wij ook komen, zien wij indrukwekkende bedrijven die door Turkse ondernemers zijn opgebouwd.” Daarmee onderstreepte hij het niveau dat Turkse ondernemers in Europa inmiddels hebben bereikt.
“HET TURKSE BEDRIJFSLEVEN IN EUROPA IS EEN NIEUWE FASE INGEGAAN” 
In zijn openingsrede verklaarde Turgut Torunoğulları, voorzitter van de Europese Vertegenwoordigersraad van DTİK, dat de Turkse gemeenschap in Europa de afgelopen zestig jaar een indrukwekkende ontwikkeling heeft doorgemaakt. Volgens hem zijn Turken tegenwoordig niet langer alleen werknemers, maar ook producenten, investeerders, merkeigenaren en ondernemers die een belangrijke bijdrage leveren aan de economieën van de landen waarin zij wonen.
Torunoğulları herinnerde eraan dat de eerste generatie met grote offers naar Europa kwam. Hun kinderen en kleinkinderen zijn inmiddels uitgegroeid tot ondernemers die internationale bedrijven leiden, hotels ontwikkelen, exporteren en werkgelegenheid creëren voor duizenden mensen. Daarmee schrijven zij volgens hem een nieuw hoofdstuk in het succesverhaal van de Turkse gemeenschap in Europa.
Hij benadrukte dat Turkse ondernemers tegenwoordig niet alleen hun eigen bedrijven vertegenwoordigen, maar tevens het productievermogen, de ondernemersgeest en de betrouwbaarheid van Turkije uitstralen. Volgens Torunoğulları vormt wederzijds vertrouwen de basis van elk economisch succes.
Verder wees hij erop dat DTİK juist is opgericht om ondernemers onder één dak samen te brengen. “Individueel kunnen wij succesvol zijn, maar samen zijn wij veel sterker,” zei hij. Volgens hem zijn Turkse ondernemers in Europa geen concurrenten van elkaar, maar juist elkaars kracht en ervaring. De grootste uitdaging voor de komende jaren is daarom niet afzonderlijk groeien, maar gezamenlijk verder bouwen aan een sterke economische toekomst.
Torunoğulları onderstreepte tevens de bijzondere positie van Nederland. Het land waar ooit de geschiedenis van de Turkse arbeidsmigratie begon, is volgens hem uitgegroeid tot een plaats waar Turkse ondernemers tegenwoordig internationaal opererende investeringen realiseren. Ook het hotel waarin de bijeenkomst werd gehouden noemde hij daarvan een treffend voorbeeld. Volgens hem is het niet alleen een modern hotel, maar vooral een symbool van gezamenlijk ondernemerschap, onderling vertrouwen en de kracht van gezamenlijke investeringen.

Torunoğulları benadrukte nadrukkelijk dat het doel van de bijeenkomst niet alleen was om toespraken te houden of visitekaartjes uit te wisselen. “Ons doel is niet om elkaar een visitekaartje te geven, maar om elkaar werkelijk te leren kennen, onderling vertrouwen op te bouwen en de basis te leggen voor samenwerkingsverbanden die jarenlang zullen voortduren,” zei hij. Volgens Torunoğulları ontstaan grote samenwerkingsverbanden vaak niet tijdens officiële vergaderingen, maar juist tijdens oprechte gesprekken in een informele sfeer. Daarom was ook de grote tent in de tuin van het hotel opgezet, zodat de deelnemers elkaar beter konden leren kennen en nieuwe contacten konden leggen.
Torunoğulları besloot zijn toespraak met de woorden: “Het grootste kapitaal van een ondernemer is niet zijn geld, maar zijn naam. En wat die naam groot maakt, zijn eerlijkheid, vertrouwen en de wil om elkaar te steunen.”
Ook richtte hij zich tot de jonge ondernemers. Volgens Torunoğulları moet de nieuwe generatie zich veel sterker richten op technologie, kunstmatige intelligentie, digitalisering en de groene transitie. Hij benadrukte dat niet alleen succes, maar ook onderlinge solidariteit bepalend zal zijn voor de toekomst van het Turkse bedrijfsleven in Europa.
Aan het einde van zijn toespraak maakte Torunoğulları bekend dat binnen DTİK hard wordt gewerkt aan de oprichting van een Vrouwenraad. Hij sprak zijn overtuiging uit dat vrouwelijke ondernemers in de toekomst een nog prominentere rol zullen spelen binnen het Turkse bedrijfsleven in Europa en voegde eraan toe: “Ik ben ervan overtuigd dat onze vrouwen in de toekomst op veel terreinen zelfs sterker zullen zijn dan de mannen.”
Na afloop van de bijeenkomst sprak Torunoğulları ook zijn bijzondere waardering uit voor de aanwezige journalisten. Volgens hem zijn journalisten niet alleen mensen die nieuws brengen, maar vervullen zij ook een belangrijke taak door het collectieve geheugen van de samenleving vast te leggen en succesverhalen door te geven aan toekomstige generaties. Tevens herdacht hij de onlangs overleden journalist Yalçın Çakır en bedankte hij, via nestor-journalist İlhan Karaçay, alle vertegenwoordigers van de media voor hun bijdrage aan het zichtbaar maken van de prestaties van het Turkse bedrijfsleven.

Daarna nam DEİK-voorzitter Nail Olpak (tweede van rechts) het woord. Hij verklaarde dat de wereld zich in een periode bevindt waarin de internationale economische verhoudingen opnieuw worden herschikt en maakte bekend dat er een nieuw diplomatiek en logistiek initiatief is gestart om de betrekkingen tussen Turkije en de Europese Unie verder te versterken.
Olpak vertelde dat hiervoor een paginagrote advertentie werd geplaatst in de Financial Times, één van de meest toonaangevende economische kranten ter wereld. Daarnaast werd een strategische oproep gericht aan de voorzitters van het Europees Parlement, de Europese Commissie en de Europese Raad. Volgens Olpak luidde de boodschap: “Er ontstaat een nieuwe wereldorde. We hebben elkaar meer dan ooit nodig. Daarom kunnen we onze onderlinge relaties niet langer benaderen vanuit de denkpatronen van zestig jaar geleden.” Hij benadrukte dat deze oproep binnen Europa positief werd ontvangen.
De tweede fase van dit initiatief zal zich richten op 9 mei, de Dag van Europa. Volgens Olpak kregen ook de open brieven aan de Duitse bondskanselier Olaf Scholz, de Franse president Emmanuel Macron en de Belgische premier ruime aandacht in de Europese media. Hij voegde eraan toe dat Turkije zijn centrale rol binnen de internationale handels- en logistieke netwerken zal blijven uitdragen en de visie op verdere economische samenwerking actief onder de aandacht van de internationale gemeenschap zal blijven brengen.
AMBASSADEUR YAZGAN: “U BENT DE WERKELIJKE KRACHT ACHTER DEZE ORGANISATIES.

Toen de beurt kwam aan de Turkse ambassadeur in Den Haag, Fatma Ceren Yazgan, klonk in haar woorden ook het gevoel van een naderend afscheid door. Na haar benoeming tot ambassadeur in Kyiv woonde zij één van haar laatste belangrijke bijeenkomsten in Nederland bij. Met de woorden: “Het was mij vergund om in Nederland zowel de eerste als de laatste openingsrede van deze bijeenkomst uit te spreken. Ik hoop van harte dat dit een goed en vruchtbaar begin zal zijn,” gaf zij haar toespraak een bijzondere en emotionele lading.
Yazgan vervolgde haar toespraak als volgt:
“Geachte minister, geachte vice-minister, geachte leden van het protocol, geachte ondernemers en zeer gewaardeerde gasten, ik heet u allen van harte welkom en begroet u met veel respect.
Het is mij vergund om hier in Nederland zowel de eerste als de laatste openingsrede van deze bijeenkomst uit te spreken. Ik hoop van harte dat dit een goed en vruchtbaar begin zal zijn.
Het doet mij bijzonder veel genoegen om vandaag jonge ondernemers, die hun opleiding in Turkije hebben genoten en inmiddels actief zijn in het bedrijfsleven, samen te zien met ervaren ondernemers die al jarenlang met succes in Europa werkzaam zijn. In feite zijn ú de werkelijke drijvende kracht achter deze bijeenkomst. Want als u niet zou produceren, investeren en handel drijven, zouden noch onze handelsafdelingen, noch dit soort platforms nodig zijn. Het zijn juist uw inspanningen en uw successen die deze organisaties betekenis geven.
Europa beschikt inmiddels over een krachtige Turkse zakenwereld, opgebouwd door de derde generatie ondernemers die technologie effectief benut en werkt met moderne financiële systemen. Onze volgende stap moet zijn om niet alleen onze eigen netwerken verder te versterken, maar ook bruggen te slaan naar andere economische ecosystemen. We moeten een cultuur van samenwerking ontwikkelen waarin iedereen zijn kennis, ervaring en mogelijkheden deelt en zo meerwaarde creëert voor elkaar.
In het huidige bedrijfsleven hebben geografische grenzen veel van hun vroegere betekenis verloren. Toch blijft toegang tot financiering één van de belangrijkste voorwaarden voor succes. Nederland is een internationaal knooppunt op het gebied van kapitaal, financiering en internationale handel. Wanneer wij deze sterke positie combineren met de juiste samenwerkingsverbanden, kunnen wij nieuwe kansen creëren op uiteenlopende terreinen, van toerisme en industrie tot dienstverlening en technologie.
Ik wil graag alle instellingen en organisaties bedanken die aan dit proces hebben bijgedragen. Het bezoek van onze minister en zijn delegatie vormt voor ons een belangrijke bron van motivatie. Tevens wil ik de familie Torunoğulları van harte feliciteren met deze prachtige accommodatie die zij aan het bedrijfsleven hebben toegevoegd. Ik wens hun onderneming veel voorspoed en succes toe.
Ik dank u allen hartelijk voor uw aanwezigheid en wens u een vruchtbare en succesvolle bijeenkomst toe.”

…en minister van Handel Ömer Bolat:
“Ons handelsdoel met Nederland is 20 miljard dollar”
Minister Bolat herinnerde eraan dat Nederland met een investeringsvoorraad van bijna 40 miljard dollar de grootste directe buitenlandse investeerder in Turkije is. Hij verklaarde dat de gezamenlijke handelsomvang tussen beide landen op korte termijn moet stijgen naar 15 miljard dollar en uiterlijk in 2030 de grens van 20 miljard dollar moet bereiken.
De Turkse minister van Handel Ömer Bolat deed deze uitspraken tijdens de bijeenkomst van de Wereldraad van Turkse Ondernemers (DTİK) in Nederland. Hij benadrukte dat de Turkse economie, ondanks de wereldwijde economische schommelingen, haar groei gestaag voortzet. Tevens wees hij op de sterke economische integratie met de Europese Unie (EU) en op de behaalde successen bij het behouden van de douanevrijstellingen binnen de nieuwe internationale handelsregelingen.
DE TURKSE ECONOMIE OVERSCHRIJDT DE GRENS VAN 1,6 BILJOEN DOLLAR
Minister Bolat verklaarde dat het nationale inkomen van Turkije is gestegen tot 1,64 biljoen dollar, terwijl de totale buitenlandse handelsomvang 840 miljard dollar heeft bereikt. Hij benadrukte dat 75 procent van de buitenlandse deviezeninkomsten afkomstig is uit de export en voegde eraan toe: “Turkije is, binnen de geografische regio tussen Azië en Europa, het op één na sterkste productieland.”
VOORDELEN VAN DE DOUANE-UNIE ZIJN BEHOUDEN
Minister Bolat ging ook in op de nieuwe Europese staalregeling en het besluit van de Europese Unie om de douanevrijstellingen voor e-commerce af te schaffen. Dankzij intensieve onderhandelingen, zo verklaarde hij, zijn de rechten die Turkije ontleent aan de Douane-unie volledig behouden gebleven. Turkse bedrijven kunnen daardoor hun producten ook in de toekomst zonder invoerrechten naar de lidstaten van de Europese Unie blijven exporteren.
HANDELSDOEL MET NEDERLAND: 20 MILJARD DOLLAR
Bolat herhaalde dat Nederland, met een investeringsvoorraad van bijna 40 miljard dollar, de grootste directe buitenlandse investeerder in Turkije blijft. Volgens hem moet de handelsomvang tussen beide landen op korte termijn uitgroeien tot 15 miljard dollar en uiterlijk in 2030 de grens van 20 miljard dollar bereiken.
NADRUK OP LOGISTIEK EN DEFENSIE-INDUSTRIE
In zijn toespraak besteedde minister Bolat ook aandacht aan de invloed van de recente geopolitieke ontwikkelingen op de internationale logistieke corridors en aan de strategische stappen die Turkije op dit gebied zet. Hij wees erop dat de spanningen tussen de Verenigde Staten en Iran opnieuw hebben aangetoond hoe belangrijk de energie- en handelscorridors in het Midden-Oosten zijn geworden. Ook onderstreepte hij het strategische belang van de spoorverbindingen en de transportcorridors richting Europa.
Bolat verklaarde verder dat dankzij een actief buitenlands beleid transitovereenkomsten met Turkmenistan en Syrië tot stand zijn gekomen en dat spoorlijnen die meer dan tien jaar buiten gebruik waren, opnieuw voor de internationale handel zijn geopend. Met de afgifte van de benodigde visa bereiken Turkse producten via Irak en Syrië inmiddels zonder onderbreking markten als Abu Dhabi, Dubai en Saoedi-Arabië, evenals de overige Golfstaten. Hij herinnerde eraan dat ongeveer 60 tot 65 procent van de wereldhandel via logistieke netwerken verloopt en noemde logistiek en de defensie-industrie de twee sectoren met de grootste groeipotentie voor de komende jaren.
VRAAG EN ANTWOORDEN

Nadat de panelleden hun bijdragen hadden afgerond, begon één van de levendigste onderdelen van de bijeenkomst: de vraag- en antwoordsessie. Turkse ondernemers en investeerders uit alle delen van Europa, maar ook uit de Verenigde Staten en Japan, kregen de gelegenheid hun vragen rechtstreeks aan de panelleden voor te leggen.
De belangstelling bleek zo groot dat al snel tientallen deelnemers het woord wilden nemen. In de zaal ontstond een vriendelijke competitie om als eerste een vraag te mogen stellen. Vooral onderwerpen als handel, investeringen, toegang tot financiering, de betrekkingen met de Europese Unie, visumprocedures en investeringsmogelijkheden in Turkije kwamen uitgebreid aan bod.
Minister van Handel prof. dr. Ömer Bolat reageerde met een glimlach op het enthousiasme van de deelnemers. Hoewel hij kort daarna zijn vlucht moest halen, wilde hij geen enkele vraag onbeantwoord laten. “Maakt u zich geen zorgen,” zei hij. “Ondanks het feit dat wij straks naar het vliegveld moeten vertrekken, zullen wij al uw vragen één voor één beantwoorden.”
Deze houding van minister Bolat werd door de aanwezigen met veel waardering ontvangen. De vraag- en antwoordsessie duurde uiteindelijk langer dan oorspronkelijk was gepland. De deelnemers kregen daardoor de gelegenheid om rechtstreeks met minister Bolat en de overige panelleden van gedachten te wisselen over de recente ontwikkelingen in de Turkse economie en de toekomst van het Turkse bedrijfsleven in Europa. Daarmee groeide de bijeenkomst uit tot méér dan alleen een reeks toespraken; zij werd een waardevol platform waar ondernemers hun verwachtingen, ervaringen en voorstellen rechtstreeks konden delen met de beleidsmakers.
VICE-MINISTER MUSTAFA TUZCU SPEELDE EEN SLEUTELROL

Tijdens de vraag- en antwoordsessie nam ook de Turkse vice-minister van Handel Mustafa Tuzcu een actieve rol op zich. Een groot deel van de technische en praktijkgerichte vragen van de deelnemers werd door Tuzcu beantwoord.
Hij ging uitvoerig in op onderwerpen als de exportregelgeving, investeringsprocedures, de lopende werkzaamheden met de Europese Unie en het Turkse handelsbeleid. Met zijn uitgebreide toelichtingen wist hij veel van de vragen en zorgen van de aanwezige ondernemers weg te nemen.
Terwijl minister Ömer Bolat tijdens de bijeenkomst vooral de grote beleidslijnen en de economische visie van Turkije uiteenzette, trok Mustafa Tuzcu de aandacht met zijn heldere en praktische antwoorden op de meer technische vraagstukken waarmee het bedrijfsleven dagelijks te maken heeft.
ER WERD OOK EEN SPECIAAL PANEL GEORGANISEERD
Na afloop van de bijeenkomsten kon een duidelijke balans worden opgemaakt. In Den Haag bepaalden de regeringen de koers van de economische samenwerking, terwijl in Amsterdam werd besproken hoe het bedrijfsleven die gezamenlijke visie in de praktijk verder kan uitbouwen. De twee bijeenkomsten die op dezelfde dag plaatsvonden, lieten zien dat overheid en bedrijfsleven een gezamenlijke visie delen op de verdere versterking van de economische betrekkingen tussen Turkije en Nederland.
De bijeenkomst werd afgesloten met het panel “De toekomst van het Turkse bedrijfsleven in Europa: Digitale Transformatie en Mondiale Concurrentiekracht”, gevolgd door een gezamenlijk diner.
İlhan Karaçay yazıyor



