Sevgili okurlar,
Ülkemizde ki, son gelişmeler, “elbette insanın içini burkuyor, canını acıtıyor ve ister istemez gelecek endişesi ve kaygı” yaratıyor..
Son yazımda işaret ettiğim gibi, “iktidar-muhalefet krizi” bir şekilde sonlandırılmalıdır..
“Sonlandırılmalı ve tüm enerjimizi ülkemezin geleceği, insanımızın refahı ve mutluluğu için”, harcamalıyız!
Bu, o kadar zor, olmasa gerek?
23 Yıldır ülkeyi yönetin AK Parti ve Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ona bir süredir destek veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile diğer siyasi partiler, bütün bu olup bitenlerden bir ders, bir sonuç çıkararak, bunu ülke lehine çevirmelidirler..
Bu aziz ve yüce millet, “onlara vekaletlerini, ülkeyi iyi ve adaletli, sağlıklı yönetin” dediler..
İşte, bu mübarek ay bitiyor..
Kapıda, bayram var..
Bu, iki önemli fırsatı, iyi değerlendirmeliyiz..
Esasen, Ana muhalefet Partisi CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “barış çubuğunu 31 Mart 2024 Yerel seçimler öncesi iktidara” uzatmıştı..
Hatırladınız, değil mi?
BARIŞ ELİ UZATTI!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyaret ederek, “el sıkıştı, samimi bu buluşma, gidiş-gelişe dönüştü ve olumlu bir hava” yakalanmıştı..
Bütün bu gelişmeler bağlamında, Özgür Özel’in, “kendi cenahında, ne kadar eleştirildiğini de burada belirtmemiz” gerek..
Evet, “öfke, kin ve ötekileştirmenin doruğa çıktığı bu günlerde, bu buluşmayı önemseyenlerde” çoktu..
Ama, öyle olmadı?..
“Tarihi Değiştirecek Tarih” adlı kitabımda, ifade ettiğim gibi, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri, sadece CHP içinde değil, aynı zamanda “Cumhur İttifakı’nda da değişim rüzgarları estirmesi” bekleniyordu..
Ama öyle olmadı..
SEÇİMİN KAYBEDENİ?
Başta İstanbul, Ankara ve İzmir ile ülkenin büyük kentlerini seçimde kaybeden AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir başka ajandası devreye sokuldu..
“Topal Ördek” tanımlarından,” Heybede Turp’a kadar” gelinen süreçte, yaşanılanları hepimiz biliyoruz..
Ülke, “bu 23 Yıllık AK Parti sürecinde”, daha da gerildi..
“Tek Adam” yönetimine evrilen bu dönemde, “Cumhuriyet ve Atatürk Türkiyesi kazanımlarının elde gittiği, yeni bir rejimin ayak seslerinin geldiğini söyleyenlerin sayısı artmaya” başladı..
Ülkenin her yanında, “öfke ve kin naraları, sanal ortamda hesaplaşmalar, karşılıklı suçlamalar ise, bu işin tuzu biberi” oldu..
ADALET VURGUSU?
Gelinen noktada, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, her defasında “Yargıya güvenin, Türkiye bir hukuk devletidir” diyor.. Maalesef, “Türkiye’de adalet yansımaları, hukuki süreçler bir türlü hayata” geçirilemiyor!
Bu durum, anketlere de yansımıyor değil!..
Ülkede yapılan anketlerde, “ekonomik gidişatın yanı sıra, adalete güven”, dibe vurdu..
Davalar açılıyor, “sıradan insanlar, siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, iş insanları gözaltına alınıyor, tutuklanıyor”, ne diye?
Hatta, “bu rüzgar, önüne öğrencileri de” katıyor!
İşin özü, “hoş bir gidişata tanıklık”, etmiyoruz..
Ülke, gittikçe ayrışıyor, “kin ve öfke rüzgarları”, herkesi etkiliyor..
BARIŞ İÇİNDE YAŞAM?
Ülkede, “barış ortamı, kardeşçe yaşamak için”, ne yapılmalı?..
Bir yandan,” terörsüz Türkiye istemi sürerken, diğer yandan kutuplaşmanın derinleşmesi”, çok manidar..
Bu bayramı, bu nedenle fırsata çevirmeliyiz..
Bayramlar, “küslerin, kırgınların barıştığı kutsal günler” değil midir?..
O halde, ” sizinle bayramlaşmayacağız” çağrıları ne oluyor, Allah aşkına?..
Bu nasıl anlayış?
Ülkeyi yönetenler, yönetmeye talip olanlar, “artık, o kin ve öfke baltalarını toprağa gömmeli ve Türkiye’nin selameti, insanımızın mutluluğu ve refahı, birlikteliği için” gerekeni yapmalıdırlar..
KİN VE ÖFKE İLE KALKAN ZARAR İLE OTURUR!
Siyasete alet olanların da, “bu kin ve öfke, kutuplaşma kavgasında taraf olmamaları, bu nifak ateşine odun atmamaları” beklentimizdir..
Olaylara, nezaret eden polislerimizin tavrı her şeyin üzerinedir..Ama, münhasır olaylarda, “şiddet, zorbalık izleri” üzüntü kaynağımızdır..
Unutmayalım ki, “kin ve öfke ile kalkan zarar ile oturur” diye biliriz!
Polis kim, bu milletin evlatları kim?
Polisin görevi, “alanlara inenleri korumaktır, güvenli bir şekilde haklarını yerine getirmelerine yardımcı” olmalıdırlar..
Polis, “ceza kesemez, şiddet uygulayamaz, vatandaşın gözüne, gözüne gaz sıkamaz, coop” sallayamaz..
Polisin görevi, “siyasal itaatsizliği bastırmak ta” değildir!
Biz, bunu bilir, söyleriz!..
Yasalarımız da, bundan farklısını dikte etmez!
SOKAĞIN TALEBİ KULAKARKASI EDİLEMEZ!
Sokağa, “değişim talebi ile inenleri, iyi anlamak, iyi okumak” hepimizin görevidir..
“Esen değişim rüzgarlarını, kimse tersine” çeviremez!.
Kaldı ki, “sokağın talebi” kulak arkası edilemez!
“Sokak sosyolojisini iyi anlamak, yasalar çerçevesinde, siyasi irade gereğini yapmakla” mükelleftir..
Birbirimizi anlama konusunda, “lütfen aramıza mesafeler koymayalım, kin ve öfke sarmalına” dönüşmeyelim!..
Bunun zararı, herkese olur!
“Bir tepki, bir memnuniyetsizlik, bir eylem varsa, çözümü zor kullanmak, yasaklar ilan etmek, televizyonlara ceza yağdırmak, kapatmak..”, hiç değildir..
Türkiye’nin, “bir hukuk devleti” olduğuna, inancımızı sarsmayınız!?
BAYRAM HÜRMETİNE!
“Aydın, mutlu, refah ve sağlıklı bir gelecek için, bölüşen, paylaşan bir Türkiye için. hoşgörü ve toleranstan” ayrılmayalım..
Bunu, en çok ta,” siyasilerimizden, siyasi iradeden” bekliyoruz..
“Bu kin ve öfke rüzgarı, mutlaka, ama mutlaka” dindirilmelidir..
Bayram hürmetine, kucaklaşmalıyız!
Bayramınız sağlıklı güzelliklere vesile olsun!
Yusuf Cinal yazıyor, 29 Mart 2025